Başarısızlık Güzeldir

Herkese merhabalar,

Genelde olması istenen ve konuşulan şey başarıdır değil mi? Başarılı olmak için sınavlara çalışıyoruz, patronun gözüne girebilmek için başarılı olmaya odaklanıyoruz, bir şeyleri başarabilmek için risk alıyoruz ya da kendimize bir yol çiziyoruz. Bütün bunlar ne kadar doğru? Başarısızlık bu olayların neresinde yer alıyor? Peki Türkiye’de “Başarısızlık Zirvesi”nin yapıldığını biliyor muydunuz? Bu yazımda başarısızlığın bize neler kazandırdığını ve kaybettirdiğini açıklayacağım.

Başarısızlık; beklentilerin istenmeyen bir şekilde sonuçlanması, hedefin başarısız olma durumudur. Olay aslında kişinin kendisinde biter. Dış etkenler de başarısızlıkta rol oynar ama genellikle bireyin tavır ve davranışları başarısızlığa itici bir etken olur. Başarı sürekli dillerde dolanıp durur. Herkes ne yaparsa başarılı olacağını bilir ama onu yapmaya cesareti olan kişi sayısı azdır. Çocukluğumuzdan itibaren başarıya odaklanmış bir durumdayız. İyi ol ki güzel bir üniversiteye gidebilesin, güzel bir işin olsun. Ya başarısız olursak, o zaman bunların hiçbiri olmayacak mı diye sorarız kendimize. Başarı ne kadar olası bir durumsa aynı şekilde başarısızlık da o derecede olasıdır. Bir iş yaptığımızda iki seçeneğimiz varmış gibi durur: başarı ve başarısızlık. Doğanın kanunu da diyebilirim.

Çevrenize dikkatli bir şekilde bakmayı deneyin. Tüm varlıklar için aynı durum söz konusudur. Sürece uyum sağlayanlar yaşamaya devam ederler, sağlayamayanlar elenirler. Piyasaya çıkan ürünler bile bir anda başarıyı yakalayamıyorlar. Büyük bir çoğunluğu rekabete dayanamayıp geride kalıyor, piyasadan siliniyor. Pes etmeden bir yolunu bulanlar ise tutunabilmeyi başarıyorlar. Peki aslında daha fazlasına sahipsek? Başarılı olursak nasıl ilerleyeceğimizi görme şansımız olur, bir şeyler netliğe kavuşur. Ama başarısız olursak da yolun sonu değil. Hatta yeni yollar keşfetme şansı yakalarız. Nerelerde yanlış yaptığımızı biliriz, bir sonraki süreçte o hataların üzerine neler koyacağımızın farkında oluruz. Belki de daha öncesinde başarılı olmadığımız için mutlu oluruz çünkü sonunda daha büyük tecrübeler kazanarak güzel bir başarıya imzamızı atarız. Her zaman başarısız olacak değilsiniz ya. Eğer sürekli başarısızlık durumu söz konusuysa bir yerde bir sorun var demektir.

Hiç dikkatinizi çekti mi, artık iş mülakatı sorularının arasında başarısızlıklarınızdan da bahsetmenizi istiyorlar. Başarısızlığın deneyimini çoğu şeyin üstünde tutanlar bile var ve adayın değeri bu şekilde belirlenebiliyor. Örneğin melek yatırımcılar bunun mali değerini tahmin ediyorlar.

Başarısızlığa uğrasak bile pes etmememiz gerekir. Ancak bu şekilde istediğimiz yere ulaşabiliriz. Örnek vereyim mi? Edison okuldan zeka geriliği var diye kovuldu. Steve Jobs, kendi kurduğu Apple şirketinde çıkan bir kavga sonucu kovuldu. Steven Spielberg üniversiteden üç kez atıldı. Vincent Van Gogh hayatı boyunca sadece bir resim sattı. Stephan King’in ilk kitabı 30 kere reddedildi. Henry Ford’un kurduğu ilk iki şirket başarısız oldu. Peki bu insanların ortak noktaları nedir? Başarısızlık mı yoksa başarısız oldukça daha çok çabalayarak dibe batmaları ve o dipten daha güçlü bir şekilde çıkmaları mı?

İşte başarısızlığın sırrı da burada ortaya çıkıyor. Başarısız mı oldunuz, daha çok deneyin, olmasa tekrar tekrar üstüne gidin. Her başarısızlık kişiye mutlaka yeni bir şey öğretir. Ve sonunda başarıyı bir şekilde yakalarsınız. Çünkü başarısızlık başarının bir anahtarıdır. Yeter ki o kapıyı açmayı isteyin, işte o zaman yolunu bir şekilde bulursunuz. Başarı, deneyerek öğrenenlerin ve asla vazgeçmeyenlerin hakkıdır.

Bir sonraki yazılarımda görüşmek dileğiyle.