En Gizemli Hastalık : Sinestezi

Bu yazımda biraz farklı, tuhaf ve gizemli bir hastalık olan sinestezi nedir onu öğreneceğiz. Aslında bir hastalık olan sinestezi adeta duyu organlarınızla oyun oynuyor gibi, düşünsenize renkleri koklayabiliyorsunuz, şekilleri tadabiliyorsunuz yada gök kuşağını duyabiliyorsunuz. Örneğin gözlük deyince burnunuza çiçek kokusu geliyor ya da 5 deyince aklınıza mavi rengi gelebilir. Eğer bir sinestezi hastası değilseniz bunlar size çok uçuk gelebilir ama bunları gerçekten yaşayabilen kişiler var ve bu kişilerin bunları yaşama nedeni olan sinestezi hastalığı ve toplumumuzun yaklaşık %20 sinde ortaya çıkmaktadır.

Sinestezi birleşik duyu anlamına gelen Yunanca kökenli bir sözcüktür(syn=birlikte, aesthe-sis=algılamak). 

Yani duygular birbirinin görevini görüyor. Sinestezik hastalarda beyin duyduğu sesleri zihinde görsele çeviriyor,gördüğü şeyleri ise seslere dönüştürerek algılanmasını sağlıyor. Bunun sonucunda hastalar sesleri koklayabiliyor , şekilleri tadabiliyor. Bu durum duyuların birlikte algılanmaması ya da birbirine karışması durumu olarak tanımlanır.

Sinestezi, doğum sırasında beynimizde bize bir yaşam boyunca yeteceğinden çok daha fazla sayıda bulunan nöron arası bağlantıların, normal insanlarda zamanla yok olurken sinesteziklerde bu bağlantıların yok olmamasından ve duyu organlarının nöronlarının birbirine bağlanmasından kaynaklanır. Yani tat alma duyumuzdaki nöron aynı zamanda görme duyumuzdaki nöronla bağlantılı olabilir veya duyma duyumuzdaki nöronlar koklama duyumuzdaki nöronlar ile bağlantılı olabilir.

Sinestezi tıpta bir hastalık olarak geçer ama bazı araştırmacılara göre dil dışı düşünmenin özel bir belirtisi olarak kabul edilirken bazılarına göre de mistik bir insan yeteneği veya mucize olarak kabul edilir. Sinesteziye algılama bozukluğu demek aslında pek de doğru bir tanım olmaz bunun yerine algıda gelişmişlik demek daha doğru olacaktır. Yapılan araştırmalara göre sinestezik karakterli kişilerin hafızaların diğer insanlarınkine göre çok daha kuvvetli olduğu ortaya konmuştur. Sinestezik kişiler genelde hassas yapılı, hayal dünyası çok yoğun, ruhsal durumu kendisinin bile anlayamayacağı kadar karışık olan kişilerdir. Bu kişilerin genellikle sanatla ilgilendikleri de gözlemlenmiştir.

Sinestezik kişiler genelde bu durumlarının farkına biraz geç varırlar çünkü karşıdaki kişilerinde kendisi gibi algıladığını düşünür. Böyle olmadığını farkettikleri zaman kendi durumlarını da farkederler.

Tarihteki Sinestezik Ünlüler

Sinestezi geçmişte bir çok sanatçı, yazar ve bilim adamlarının yaratıcılığına ve üretimine katkıda bulunmuştur. Bu ünlülerden bazıları da şunlardır:

●Franz Liszt

●Olivier Messiaen

●Konstantin Saradzhev

●Vladimir Nabokov

●Amy Beach

●Henrik Wiese

●Gyorgy Ligeti

●Joachim Raff

● Johann Von Goethe

●Nikola Tesla

●Ve fizikçi Richard Feynman

18. yüzyıl sonlarında klasik renk kuramının gerçeği açıklamadaki yetersizliğini ilk fark edenlerden biri Goethe’ ydi . Renk kuramını ilk açıklayan isim olarak kabul edilen ünlü isim ise Newton’ dur. Goethe’nin en çok ilgilendiği sorular rengi ve ışığı gerçekte nasıl gördüğümüz, dünyayı ve sanrıları nasıl yarattığımızdır. Ona göre bunların tümü Newton’un fiziği ile değil; beynin henüz bilinmeyen işlevlerinin açıklanması ile öğrenilebilecekti. Bu tezini

"Görsel sanrı nörolojik bir gerçektir"

sözü ile özetlemiştir.

"Nedenini bilmiyorum ama harfleri renkli görüyorum, benim için J’ler açık kahverengi, N’ler mavi-mor arası ve X’ler koyu kahverengi"

Richard Feynman

Sinestezi sadece kişisel olarak kalmamıştır bazı toplumların kültürlerine de yansımıştır. Amazonda bir kabile üzerlerinde farklı etki yaratan bazı tür bitkileri kullanarak müzik yaparlarmış. Müzik bittiğinde yapılan yorumlardan sinestezi yansımasını anlayabiliriz. Bunlar ritmi güzeldi, melodisi hoştu gibi yorumlar değil mavisi güzeldi, yeşili biraz daha parlak olmalıydı ` şeklindeki yorumlardır.

Sinesteziyi öğrenince aslında bir sinestezik olmadığımı da farkettim , eğer siz böyle durumlarla karşılaşıyorsanız yada etrafınızdaki kişilerden böyle tuhaf sözler duyuyor ve anlam veremiyorsanız artık nedenini biliyorsunuz.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşça kalın..