Görünmemezlikten Mi Geliyoruz?

Herkese merhabalar,

Büyük bir kalabalık içinde kendinizi hayal edin. Kafanızı çevirdiğiniz her taraf insanlarla dolu. İçlerinde tanıdığınız kişiler de var, tanımadıklarınız da. Bu durumda istediğiniz bir şeyi yapabilir miydiniz? Yani demek istediğim şey, kalabalıkta mı daha görünmez bir hale dönüşürsünüz yoksa birkaç kişinin olduğu bir yerde mi? Kalabalıklaşan bir yerde, birey kendisinin görünmediğini düşünür ve bu sebeple bir çaba harcamaz. Bu olaya “sosyal kaytarma” ya da diğer adıyla “Ringelmann etkisi” adı verilir. Sosyal kaytarma kavramı ile kimin neden ve ne şekilde kaytardığı sorularına yanıtlar aranır. Ringelmann etkisine göre, grup halindeyken verim düşer. Mesela bazı konferanslarda, konuşmacı dinleyicileri de konuşmaya katmak amacıyla bazı şeyler ister: Alkışlamasını, ayağa kalkmasını, hep beraber yüksek sesle bir yazıyı okumalarını gibi. Yüksek sesle okumayı referans alalım. O kadar kişinin içinde ben okumasam zaten fark edilmem diye düşündünüz mü? Ben bazen düşündüm. Kaç kişinin içinde bir ben mi fark edileceğim gibi düşünceler akıldan geçer.  

Örneğin insanlar ve hedeflerini dikkate alalım. Tek başımıza olduğumuz zamanlarda bir amacımızı yerine getirebilmek için sıkı çalışmamız gerekir. bir program hazırlarız, kendimizi motive ederiz ve başlarız çalışmaya. Kısa aralarla yorgunluğumuzu atarız, bu şekilde bir ilerleme kaydederiz. Bir şeyleri başardığımızı gördükçe daha motive olarak işimize dört elle sarılırız ve onu verimli bir şekilde bitirebilmek için uğraşırız. Peki ya aynı işi grupça yapsaydık ne olurdu? Önce havadan sudan konuşurduk, sonra neler yapabileceğimize bakıp küçük bir iş bölümünün ardından işe koyulurduk. Belki bir süre sonra sıkılmaya başlardık. Molalar vere vere, konuşa konuşa o iş olması gerekenden daha uzun zaman sonra bitmiş olurdu. Neden? Çünkü “zaten kalabalığız, her şekilde biter” durumu söz konusu. Ya da şöyle düşünelim. 50 kişilik bir grupla halledilmesi gereken bir iş var ve siz de o kişilerden birisiniz. İşi yapmaya başladınız hep beraber, üç gün sonra kısa ve çok önemli olmayan bir toplantı var. Sizin de o saatte başka bir yerde olmanız gerekiyor. Haber vermeden olmanız gereken yere gittiniz ve toplantıya katılmadınız. Bu davranışınızın nedeni ne olabilir? “O kadar kalabalığın içinde yokluğum zaten fark edilmez, ben kendi işime bakıyım” düşüncesi olabilir mi?

Ben bunları söylerken aklınıza “bir elin nesi var, iki elin sesi var” sözü gelmiş olabilir. Evet, bazı zamanlarda bu söz doğru ve verimlidir. Ama benim anlatmak istediğim şey, çevremiz ne kadar kalabalık olursa biz de o oranda daha az çalışıyoruz. Grupça yapılan işler daha kolay olabilir. Ama işte meydana gelen bu kolaylık, her birey için eşit oranda dağılmaz. Kimi daha çok çalışır daha çabuk bitsin der, kimi de yaptıklarım yeter kalanı onlar tamamlasın diye düşünür. Nasıl olsa ben yapmasam bile yapacak biri bulunur denir. Grup olarak yaptığımız işlerde gücümüzün tamamını kullanmayabiliriz. Bu da bireysel hedeflerimizi daha hızlı gerçekleştirebildiğimizin kanıtı olarak gösterilebilir. Önce kendimizi geliştiririz, sonra çevremizi.

Bu durumunu doğru olup olmadığını görmek isteyen Ringelmann’ın, yaptığı bir deneyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Deneye katılan kişilerden önce bir yere bağlı halatı tek başlarına çekmeleri istenmiş. Ve herkesin ne kadar güç uyguladığı kayıt altına alınmış. Daha sonra aynı katılımcıları birkaç kişilik gruplara(önce üçerli, sonra altışarlı) ayırarak aynı halatı tekrar çekmeleri istenmiş. Bu sefer toplam güç ölçülmüş. Peki sonuçlar nasıl değişmiştir sizce? Normalde beklenen olay şudur: Bir kişi halatı çektiğinde 50 kg’lık güç uyguluyorsa iki kişi için bu sonuç 100 kg olmalıdır. Fakat elde edilen sonuç daha ilginç. Grupta yer alan kişi sayısı arttıkça gücün kişi sayısı ile orantılı olarak artmadığı görülmüş. Diyeceğim o ki, ne kadar kalabalıklaşılırsa kaytarma olayı o kadar artar. Bu olayda da görüldüğü gibi, herkes tüm gücüyle halatı çekmemiş, kaytarma durumu ortaya çıkmış.

Sosyal Kaytarma Davranışı Önlenebilir Mi?

Herkesin grup içinde yaptığı davranışlar tespit edilerek sosyal kaytarma davranışı önlenebilir. Çünkü herkesin emeği herkes tarafından görülür ve kaytarma durumu göze alınamaz. Bu da o işten kaçma olasılığını azaltabilir. Ya da başarılı olmak bir değer olarak görüldüğünde de kaytarma eğilimi azaltılabilir. Bu nasıl sağlanacak derseniz, bireylere yaptıkları işlerin ne kadar değerli ve önemli olduğu anlatılırsa, o iş ve kişiler önemsenirse kişiler de görevlerini daha anlamlı göremeye başlar ve amaçlarını o yönde iyileştirmek için çabalarlar. Motivasyonları artar, çevresine bile yardım edecek duruma gelebilir.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın.