Harry Potter’dan İş Dünyasına Dair Çıkarılacak 5 Püf Nokta

“Kendisiyle mücadele eden insan en değerli insandır.” Benim mücadelem bazen okuyarak bazen yazarak olacak…

Yuvarlak gözlükleri ve altınındaki iziyle kalplerimize yerleşen, hepimizin defalarca kez izlediği Harry Potter serisi önce kitaplarıyla sonra da filmleriyle, büyülü dünyasını tüm dünyanın odak merkezi yapmayı başardı.

Harry Potter’dan hayal kurmanın güzelliğini, iyi dostların önemini, korkularımızla yüzleşmemiz gerektiği gibi güzel anlamlar çıkartıyoruz. Peki, Harry’den iş dünyası adına da bir şeyler alabileceğimizi hiç düşündünüz mü?

Hayatta, insanı başarıya götüren bazı metrikler her alanda aynıdır. Bunları doğru uyguladığımızda başarıya ulaşmamamız veya istediğimizi elde etmemek için neden yoktur. Şimdi, Harry Potter’ın büyülü dünyasından iş dünyasına dair neler öğrenebiliriz birlikte bakalım…

1- Doğru Networkler kurun.

Ana karakterimiz Harry Potter, zeki ve cesurdu. Her zaman yaptığı seçimlerle kazandı. En doğru yaptığı seçimler ise kurduğu arkadaşlıklar ve bağlantılardı. Çünkü güvenmeyi ve bu güvenin karşılığını biliyordu. Aynı zamanda arkadaşlığın kıymetini de…

Harry’nin etrafında o insanlar olmasa belki de hep okuduğumuz veya izlediğimiz o sonlar olmayacaktı. Çünkü Harry, yaşanan her zorluğun ve yapılması gereken her görevin üstesinden etrafındakilerin desteğiyle geldi.

Harry, serinin daha ilk bölümünde, seçmen şapkaya gidilmeden önce merdivenlerde Malfoy ile yaptığı konuşmada “Teşekkürler ama arkadaşlarımı kendim seçebilirim.” cevabını verip Ron ile arkadaşlık kurmayı seçmemiş olsaydı tüm hayatı değişirdi. O hep doğru insanlarla arkadaşlık etti ve doğru insanlarla bağlantıya geçti. Hermione, Dobbie ve daha pek çok kişi ile kurduğu arkadaşlık onun hayatını defalarca kurtardı.

Harry gibi doğru bağlantılar kurabilmek hem özel hayatınız hem de iş yaşamınız için çok önemlidir. Geçici ve sahte bağlantılar kurmaktansa gerçek ve güçlü bağlantılar kurmak karşımıza çıkan zorlukların üstesinden gelmemiz konusunda bize yardımcı olacaktır.

2- Zeki Olmak Tek Başına Yeterli Değildir.

Harry çok zeki bir çocuktu. Fakat herkes Harry Potter’daki en zeki karakterin Hermione olduğunu kabul eder. Hermione olmasaydı Harry bence çoktan ölmüş olurdu veya pek çok sorunun üstesinden muhtemelen gelemezdi. Çünkü Hermione çalışkandı ve beynine sürekli alıştırma yaptırdığından problem çözme kabiliyeti yüksekti. Zeki olmak müthiş bir avantajdır. Ancak, hem onu doğru kullanmak gerekir (Tom Riddle da çok zekiydi) hem de zeka tek başına yeterli değildir. Kendinizi her anlamda yetiştirmeniz ve zekanızı doğru yerlere kanalize etmeniz gerekir. Herkesin aklına fikir gelir, bu yaratıcı bir zekanın ürünü olabilir. Bu fikirleri hayata geçirmek için özveri, zamanı iyi kullanma, ekip olabilme gibi başka özelliklere de sahip olmanız gerekir. Hermione’nin Felsefe Taşında söylediği gibi; “Kitaplar ve zeka! Fakat daha önemli şeyler var; dostluk ve cesaret.”

 

3-Cesur olmak her zaman kazandırır.

Harry ilk kez Quidditch oynayacağı zaman korkmadı mı? Veya Voldemort’u Karanlık Orman’da ilk gördüğünde derinden yutkunmadı mı? Korktu ancak devam etmesi gerektiğini bildiği noktalarda asla geri çekilmedi.

Bazen tek yapmamız gereken şey “yapmak”tır. Harry’i diğer karakterlerden ayıran yanı cesareti oldu. Harry korktuğunda vazgeçmedi.

Cesaret etmemiz gereken şey işe yaramaz bir şeymiş gibi görünebilir. Unutmamalıyız ki, bir şeyleri yapmamış olmanın verdiği pişmanlık daha ağırdır. Doğru olduğunu bildiğimiz ve inandığımız şeyleri yaparken asla geri adım atmamalıyız. Yeniliklerden korkmamalıyız, adım atmaktan, yeni bir işe girmekten veya bir işe girişmekten çekinmemeliyiz. Sadece her şeyi doğru yaptığımızdan emin olmalı ve adım adım ilerlemeliyiz.

Cesaret her zaman takdir edilecek ve ödüllendirilecek bir şeydir. Nevile Longbottom arkadaşlarının Felsefe Taşı’nın saklandığı odaya gitmesine engel olurken de gerçek bir cesaret örneği göstermişti ve onun cesareti sayesinde Gryffindor o senenin en yüksek puanlı bölümü olmuştu.

4- Ön Yargılarınızdan Kurtulun.

Ön yargı ve Harry Potter denilince akla ilk gelen kişi tabii ki Profesör Snape’tir. Çok uzun bir süre Harry Potter severler onun aksi, katı ve kötü birisi olduğuna inandılar. Hem çok sert gözüküyordu hem de gerçekten çok sert davranıyordu. Sonraki zamanlarda hep Harry’nin aslında onun koruması altında olduğunu anlıyoruz…

Buradan çıkarmamız gereken ders özel hayatınızda veya iş hayatında, birilerini tanımadan yargılamamamız gerektiğidir. Ön yargılarımızdan kurtulmalı ve gerçek olana odaklanmalıyız. Her şey, her zaman göründüğü gibi olmayabilir. İncelemeli, araştırmalı ve son olarak karar vermeliyiz. Peşin hükümlü olmamalıyız yoksa filmin sonunda gözyaşlarımızı tutamayabiliriz.

5- Eğlenmeyi bilin.

Ciddiyet iş dünyası için önemli bir şeydir. Sonuçta iş yapıyoruz ve işin ciddiyetine bürünmemiz, onu özümsememiz gerekiyor. Ancak bu hiçbir zaman gülmeyeceğimiz ve asla eğlenmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Bazen gülmek, içten bir selam vermek, başkalarını eğlendirmek ortamın motivasyonunu arttıracaktır. Bu da yapılan işin kalitesini yükseltir.

Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nda Profesör Umbridge’in katı yönetiminden bunalmış çocukları adeta yaşama geri döndüren hamleyi yapan Fred ve George Weasley’i unutmayalım. Bazen ufak bir eğlence kıvılcımı her şeyi düzeltebilir ve tüm umutları yeşertebilir. Ardından işimize daha iyi odaklanmamızı sağlar.

 

 

 

Kaynak:

http://www.pazarlamasyon.com/listeler/harry-potterdan-cikarilacak-5-pazarlama-dersi/