Hayatımızı Kaplayacak Bir Oyun: Gamification

Herkese merhaba,

Son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız gamification kavramı artık hayatımızı sarıp sarmalamaya başladı. Fakat yeni bir kavram olduğu için net bir şekilde anlaşılamıyor. Bu sebeple bu yazımda sizlere şu anda etkisi ilerleyerek artan ve ilerleyen yıllarda da bir hayli önem taşıyacak olan kavramdan bahsetmek istiyorum.

Gamification(oyunlaştırma), oyunsal düşünmeyi ve oyunu oyun olarak anlamayı sağlayan faktörleri satış, pazarlama, eğitim gibi alanlarda kullanmaya verilen isimdir. 2010 yılının sonuna doğru ortaya çıkmıştır. Kullanıldığı yerler birbirinden farklı olduğu için o alana göre tanımı az da olsa farklılık gösterebilir. Oyunlaştırma uygulamalarında genellikle puan takip çizelgesi, seviye göstergeleri, rozetler gibi görsel taktikler kullanılır.

 Mesela alışveriş yaptığınız bir e-ticaret sitesini düşünün. Siteye giriyorsunuz karşınıza yüzlerce seçenek geliyor, kategorilere göre ihtiyacınız olan eşyalara bakabiliyorsunuz ve hoşunuza giderse alıyorsunuz. Alışverişinizi bitirip ödemeyi yaptıktan sonra karşınıza bir şey çıkıyor: bundan sonraki alışverişlerinizde kullandığınız ürüne dair yorum ve tavsiye yazılarınızı sitemizde yazarsanız, geçerli ürünlerde %10 indirimin sahibi olabilirsiniz. Böyle bir şey gördüğünüz an ne düşünürsünüz? Yazarım ne olacak, en azından indirim kazanırım mı dersiniz? Genelde bu şekilde düşünülür, aslında siteyi yöneten kişilerin istediği şey de tam olarak budur. Sizi kendi isteğinizle o işi yapmaya yönlendirmek. Görmüş olduğunuz gibi size bir seçenek sunuluyor ama herhangi bir mecburiyet durumu yok. Yani ortada bir puan sisteminin olması oyunlaştırmanın bir örneği olarak görülür.

Sosyal Medyada Nasıl Uygulanabilir?

Özellikle son yıllarda sosyal medyada yapılan çekilişlere hepimiz denk gelmişizdir. Bir fotoğraf makinesi çekilişi var, şanslı kişiyi seçmek için birtakım koşulların sağlanması gerekiyor. Mesela “gönderiyi beğenin, linkimizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşın, 3 arkadaşınızı etiketleyin ve çekilişe katılmaya hak kazanın” deniliyor. Hatta bu olayı ileriye taşıyıp puan sistemi ile takipçilerinin karşılarına çıkabiliyorlar. Bunu yaparak oyunlaştırmaya adım atılmış oluyor. Verilen her görev adım adım yapılarak strateji uygulanıyor. Ortada bir rekabet ortamı oluşuyor ve ilgi çekiyor. Satışlar ve tanınırlık artıyor.  Bir anlamda iş anlayış dinamiğinin günümüze uyarlanması da diyebiliriz.

Bir örnek daha veriyim mi? Foursquare uygulamasını biliyor musunuz? Siz bu uygulama üzerinden yer bildirimi yaptıkça size ödül olarak rozet veriyor, seviye yükseltiyor. İşte bu da tam bir oyunlaştırma stratejisi.

Neden Oyunlaştırmaya İhtiyaç Duyuluyor?

Teknoloji ve iş sektörleri gelişmeye devam ederken buna uyum sağlayamayan şirket veya firmalar pazardan tek tek eleniyor. Pazarda kalmak isteyen firmalar da farklı stratejiler kullanarak müşteriyi kendine çekmeyi amaçlıyorlar. Artık geleneksel motivasyon unsurları dikkat çeken şeyler olmadığı için alternatif unsurlar bulunmaya çalışılıyor. Oyunları kim sevmez değil mi? Eğer birkaç oyundan sonra her an oynama isteği duyuyorsanız ve kendinizi durduramıyorsanız tebrikler, büyük ihtimalle oyun bağımlısı olmuşsunuzdur. İşte bu noktadan yola çıkarak oyunlaştırma ortaya atılmış.

Örneklerden de anlaşıldığı üzere oyunlaştırma, ödüllendirme sistemi ve rekabet unsurlarından oluşur. Ve bunları iş dünyası başta olmak üzere uygulanabilecek her alana entegre eder. Böylece daha cazip ve etkili görülür.

Yazar Daniel Pink, Drive adlı kitabında bu konuya yer vererek şu sözleri kullanıyor:

İş, birinin yapmaya mecbur olduğudur. Oyun ise birinin yapmaya mecbur olmadığıdır.

Bu sözden yola çıkacak olursak Pink’e göre oyunlar içsel motivasyonumuzu tetikleyen bir etkiye sahip. Peki sizce oyun endüstrisinin başarı kaynağını bu düşünceleri göz önüne alarak yeniden değerlendirebilir miyiz? Evet, bu sözler başarının sebebini bizlere açıklar nitelikte. Örneğin son günlerde adını her yerden duyduğumuz ve geniş bir kitlenin oynadığı oyunlardan birinin ismini soracak olsam o oyunların başında PUBG gelir. Bir anda herkesin diline dolandı, bomba misali her yeri etkisi altına aldı. Oynamayanları bile merak ettirdi değil mi? İşte oyunlaştırma da oyunun gücü baz alınarak amacına ulaşmaya çalışıyor.

 

Biletini ücretsiz alabileceğiniz bir metro düşünün. Olamaz mı? Olur, Moskova Metrosu bunun uygulandığı bir yerdi. Bir otomatın önünde 30 squat yapan herkese ücretsiz bilet veriliyordu. Bu şekilde hem sporu sevdirerek teşvik etmek hem de kaçak geçişleri önlemek amacıyla yapılan bir uygulama. Yapıldığı dönem çok fazla ilgi çekmişti. Sizce de güzel değil mi? Eğer fark ettiyseniz yine bir oyunlaştırma taktiği ve gayet başarılı.

Oyunlaştırma teorisi hakkında söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın.