İçgüdü

Herkese merhaba,

Bebekler doğdukları ilk andan itibaren neden ağlarlar, onları bu davranışa iten şey nedir? Ağlamayı nereden biliyorlar, o andan itibaren nasıl ağlama duygusuna sahipler? Ya da bir örümcek nasıl ağ kurar, bunu kim öğretmiştir ona? Peki mevsim değiştikçe göç eden kuşlar doğru zamanın geldiğini nasıl anlar? Bu yazımda bu soruların ortak noktası olan “içgüdü” kavramını sizlerle paylaşıyor olacağım.

Öncelikle güdünün ne anlama geldiğinden bahsetmek istiyorum. Organizmayı bir eyleme iten ve bu eylemi yönlendiren bilinçli veya bilinçsiz gerekçelere “güdü” denir. Güdüler iç ve dış uyarıcılardan etkilenir.  Duygular, kaygılar, beklentiler güdü örnekleridir. Üzücü bir olay karşısında verdiğiniz tepkiler ve ağlamanız güdü olarak tanımlanır. Veya sevindirici bir haber aldınız diyelim. O anki mutluluğunuz da güdüdür ve davranışlarınıza yansır.

Canlıları ortak bir amaca yönelten ve öğrenilmeyen, doğuştan var olan tepkisel davranışlara “içgüdü” adı verilir. Her türün kendine özgü birtakım içgüdüsel davranışları mevcuttur. Ortak özellik olarak da şu söylenebilir; genel olarak düşünüldüğünde her canlı türünde annelik gibi ortak içgüdüler de bulunur.

Bazı araştırmacılara göre gerçek bir insanda içgüdü mevcut değildir. İnsan geliştikçe içgüdüsel davranışlarının yerinin zekayla ilgili değişebilen davranışlar almıştır. İnsanın davranışları içinde bulunduğu duruma, toplumsal, anlık olaylara göre şekil değiştirir. İçgüdüsel davranışlar yüksek yapılı hayvanlara doğru gittikçe karmaşık bir yapıya bürünür.

İçgüdünün Özellikleri

  • İçgüdü, bir hayvan türünün bütün bireylerinde ortak olarak bulunur. Tıpkı ağ öremeyen bir örümcek göremediğimiz gibi.
  • Kendiliğinden kazanılmış bir şeydir, ruhsal değildir, fizyolojiktir.
  • Sonradan kazanılmaz.
  • Kalıtım yoluyla bireyden bireye aktarılır. O yüzden evrimleşmez.
  • Neden yapıldığı bilinemez yani bilinçle yapılmaz. Yani içgüdüde düşünce ve bilginin etkisi yoktur.
  • İçgüdüsel davranışlarla deneme yoluyla elde edilmiş davranışların gelişmeleri birbiriyle ters orantılıdır. Yani öğrenme davranışı gösteren bir hayvanın içgüdüleri öğrenebildikleri oranda azalır.

 

İlk defa köpek gören bir kedi neden anında kaçma isteği gösterir hiç düşündünüz mü? Nasıl o tehlikenin farkına varır, buna da içgüdü diyebilir miyiz? Evet, bu da bir tür içgüdü örneğidir.

Örneğin bir insanın yüzmeyi öğrenebilmesi için uzun tekrarlara ve denemelere ihtiyacı vardır. Deneme yapmadan öğrenmesi çok zor, boğulma riskiyle karşı karşıya kalır.  Ama bir ördek bunların hiçbirini denemeden yüzmeyi ilk defa öğrenmesine rağmen çok iyi bir şekilde bunu başarır. Bu da içgüdüsel davranışların biyolojik gereksinme sonucu ortaya çıkmadığının kanıtı olarak verilebilir.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın.