İş Dünyasının Korkulu(!) Rüyası: İnsan Kaynakları

Herkese merhaba,

İş dünyası ve çalışanlar için insan kaynakları bölümü korkutucu gelir. Gerçekten böyle mi? Bir iş görüşmesine gitmeden önce genelde ne sorarlar diye önceden araştırmaya girer insan; hangi soruya nasıl cevap vermem gerekir, nasıl oturmam gerek, hangi renk kıyafetleri tercih etmeliyim hatta maaş aralığını ne söylersem abartmamış olurum gibi düşünceler aklını kurcalar. Peki insan kaynakları nedir, gerçekten bu tür şeylere mi dikkat eder? Gelin bu konuları da göz önüne alarak detaylarını inceleyelim.

Bir restoranınızın olduğunu düşünün. Oraya bir şef almayı planlıyorsunuz. Bir çalışan profiliniz olur değil mi? O pozisyona başvuran adayları belli kriterlere göre eleyerek restoran için en uygun kişiyi belirlemeniz gerekir. Nedir bu kriterler? Yemek kültürlerini iyi bilen, yemek yapmayı bilen ve güzel yapabilen, gelişime açık olan, bildiklerini yanında çalışan aşçılara öğretebilen vb. özellikler. Bu işleri yapan departman “insan kaynakları” olarak adlandırılır. İşte insan kaynakları departmanı (kısaca İK), şirketlerin çalışan profilini belirleyerek şirkete uygun olan bireyleri seçer. Seçmekle işi bitmiyor tabi ki, yeni giren kişilerin şirkete adaptasyon sürecinde aktif bir rol oynuyor, süreçleri takip ederken çalışanların taleplerini en iyi şekilde karşılamayı amaçlıyor. Dışarıdan bakınca sadece yeni eleman alımlarıyla ilgilendikleri düşünülüyor çünkü İK’cılarla ilk tanışma anı bu şekilde oluyor. Ama derine daldıkça girince aslında olayın çok farklı ve zor olduğu görülür. Çünkü yeni bireylerin önce ortama sonra yapacağını işlere odaklanabilmesi ve alışabilmesi için çekingenliğini kısa sürede atıp rahat davranması gerekir.

Donanımlı biri işe alındı diyelim. İşini en iyi şekilde yerine getirebilecek nitelikte. İlk hafta ortama adapte olabilmeye çalışıyor ama kendini diğer insanlara nasıl kabul ettireceğini bilmiyor. Bu konuları düşünmesi iş sürecine de yansıyor, odaklanamıyor ve zamanla işlerini yapamaz duruma geliyor. Şimdi burada suç sadece o kişide midir? Hani başında işini iyi yaptığı düşünülmüştü, peki şimdi neden böyle oldu? İnsan kaynakları departmanı bu olaya en başında müdahale etseydi, alışma sürecinde yeni gelen kişiye yardım edip onu şirkete bir şekilde adapte edebilmenin yolunu bulmaya çalışsaydı belki de kişi şirketten bu kadar uzaklaşmayacaktı.

Buradan da anladığımız gibi, İK; şirkette çalışan insanların şirkete verimli bir şekilde yönlendirilmesinden sorumlu olan departmandır. Firma içerisindeki insanların yönetilmesi, organize edilmesi, ekiplerin koordineli bir şekilde çalışması gibi görevleri üstlenirler.

İK’ların yaptıkları işleri daha ayrıntılı bir şekilde sonraki yazılarımda açıklamaya devam edeceğim. Tekrar görüşmek üzere.