İş Hayatında İngilizce ve Keşfettiğim Bir Yol Herkese Merhaba;

Bugün sizlere İngilizce öğrenirken keşfettiğim bir yöntemden ve iş hayatında öneminden bahsetmek istiyorum.

3-2-1 Hazırsak Başlayalım!

İngilizce, çok önemli bir yere sahip olmuştur günümüzde. Öğrencilikten tutun da, iş dünyasına kadar. Mühendislik okuyan arkadaşlarımız da çok iyi bilirler. Türkçe olarak arattığınız zaman bir kavramı elinize fazla bir bilgi geçmiyor. Sınırlı şeyler var ama bir de İngilizce aratın bakalım. Karşınıza çok seçenek çıkacak.

 

Dünya dili olduğu için artık Hintlisinden tutun Almanına, Japonuna kadar yazdıkları makaleleri, bilgileri İngilizce olarak yayınlıyorlar. Daha büyük bir çevreye ulaşıp etki edeceğini biliyorlar çünkü. Kendi dilinde kaldığında o dili konuşan ülkelerden başka ülkelere ulaşma imkanı olmayacak. Bu yüzden sınırlı kalmamak adına çok güzel bir şey İngilizce öğrenmek.

Şimdi de iş dünyasına gelelim.Katıldığım İTÜ Emös Dinamik Hikaye etkinliğinde önemli şirketlerden Ceo’lar, pazarlama müdürleri, Coo’lar geldi. Hem kendi şirketlerini tanıttılar hem de yolculuklarını, nasıl buraya geldiklerini. Orada uluslararası bir şirket vardı. Çıkışta insan kaynaklarına nasıl insanları işe aldıklarını sorduğumda tabi ki kadının ilk cevabı profesyonel anlamda, çok iyi ingilizce bilmek oldu. Önemli kriterlerden biriydi akıcı konuşabilmen, yazman, iletişim kurman. Çünkü düşünsene bir şirketin iyi bir şekilde çalışabilmesini temellerinden biri güzel bir iletişime sahip olmakken, insanların ne dediğini anlamadığı, zorlandığı ortamda nasıl olur da o şirket büyür? Ya da uluslararası olmadığını düşünelim şirketimizin. Peki hedefi ihracat yapmak, dünyaya açılmak olan bireyler bunu nasıl gerçekleştirecekler? 

Evet,kısacası dünya’da söz sahibi olmak adına önemli yollardan bir tanesi.

Keşfettiğim Yol

Şimdi de gelelim, bu keşfettiğim şeye. Söylüyoruumm. İngilizce olan bir metni okuyup kendi sesini kaydetmek. Evet, ben denemiştim. Sonra şöyle bir şey oldu. En son kaydettikten sonra kendi sesini dinliyorsun ya bir bakmışsın cümleler ağzından dökülmeye başlıyor. Otomatik olarak hafızana yerleşiyor. İşte derler ya ”Anlıyorum ama konuşamıyorum.” Böyle yapmak gerçekten çok iyi oluyor. Konuşmaya başlıyorsun. Dil öğrenmek taklit işi değil midir zaten? Duyarsın duyarsın hafızana yerleşir. Peki kendi sesinden duymak ? Buna ne dersin? 

 

Aslında şöyle bir şey olur. Sen konuşuyorsun İngilizce olarak. Beyin bunu öyle görür. Bir video’da vardı. Bir şeyi başarmak istiyorsanız, ilk önce onu hayal etmelisiniz. Yani odaklanmalısınız. Yapmışım gibi düşünmelisiniz. Özellikle sunum yaparken çok işe yarar. Heyecanı bastırmak için de. İşte burada da aynı şey var. Sen onu okuyorsun ya. Hafızana da öyle yerleşiyor. Ben normalde konuşabiliyorum gibi bir mantık oluşuyor. Ben onun bu şekilde gerçekleştiğini düşünüyorum. Sonra da hızlı öğrenme başlıyor ve sizleri yaptığım videoyla baş başa bırakıyorum. Keyifli dinlemeler.