Konfor Yalanımız

“İçimde uyanan yaratma hevesi sınırsızdı.”

Ben de başladım.. Kendi yarattığım yolda kalıcı olabilmek dileğiyle. Keyifli okumalar.

Konfor alanı;  kişinin alıştığı düzeni koruyarak, risk almaktan kaçındığı, kendisini  güvende hissettiği etrafı görünmez duvarlarla çevrili bir alandır. Az çabayla bile ortalama bir başarı yakaladığı ve bunun sonucunda da kendini en rahat hissettiği alana denir. 

Konfor Alanı Psikolojisi üç evreden oluşur;

  1. Konfor Alanı: Minimum stres, rahatlık ve durağanlığın hüküm sürdüğü evre.

 

  1. Optimum Performans Alanı: Doğru derecede stres nedeniyle performansın arttığı, gelişimin, hareketin ve heyecanın olduğu evre. Biz bu bölgeyi “Sihirli Alan” olarak adlandırıyoruz.

 

  1. Tehlikeli Alan: Yüksek derecede stres ve kaygının hüküm sürdüğü, bocalamanın ve kararsızlığın kendini gösterdiği kaygı evresi. Biz bu bölgeyi “Felç Alanı” olarak adlandırıyoruz. Herkesin kendini rahat hissettiği bir alan vardır. Bu alan kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kimi için eviyken, kimi için yaşadığı şehir, kimi içinse işi olabilir. Konfor alanı kelime olarak kulağa mantıklı ve hoş gelsede sizi stabilleştirir ve bakış açınızı köreltir. Anda kalmak yerine hep var olduğunuz yeri düşletir. Hep aynı şeyleri yaşadıktan sonra ‘’yapacak hiçbir şey bulamıyorum, sıkıldım’’ demeye hakkımız var mıdır peki? Durmadan istediğimiz şeyleri başka hayalde ararız. Aslında istediklerimiz konfor alanımızdan çıkmak kadar yakında. Söylemesi bu kadar kolayken neden yapamıyoruz? Hatta ve hatta neden farkında bile değiliz? Hayat işe gitmek, arkadaşlarla bir kahve içmek ve eve gelmek kadar basit olmamalı. Konfor alanı hayatımızı körelttiğini fark edemeyeceğimiz kadar yavaş bir şekilde bizi oyun dışı bırakıyor aslında. Kendimize sorduğumuz soruların cevabını bilemeyecek kadar dışarıda kalıyoruz; kendimizden, işimizden, evimizden. Konfor alanımızın dışı bize stresli ve korkulu geliyor fakat o alandan bir kere çıkarsak aslında stresten ve korkudan çok bize heyecan ve yenililik katacağını göreceğiz. Fikirlerimiz genişleyecek. O alandan bir kere çıkarsak ve başarı elde edersek cesaretleneceğiz. Konfor alanı rahat ve güvenli gelebilir ama buna karşılık, öğrenmenin daha az olduğu, tek düze bir yaşam vadediyor. Bu alanda hem kişisel performans hem de yaratıcılık baskı altında ve sınırlı kalıyor. Oysa konfor alanının hemen dışına, öğrenme alanı denilen bir çerçeve alan daha var.Bu alan kişinin kendini çok yoğun bir baskı altında hissetmediği, gerektiğinde konfor alanına kolayca çekilebileceği yakınlıkta bir alan. Çalışanların burada geçen zamanlarda yeni şeyler keşfettiği, yaşayarak öğrendiği, hatta daha mutlu olduğu gözleniyor. Konfor alanı yaratmak doğamızda var kendimizi suçlamadan bu alandan çıkmaya çalışalım. Konfor alanımızdan çıkmazsak gelişip, değişemeyeceğiz. Demek oluyor ki geleceğe yön veremeyeceğiz. Değişime açık olup, geleceğe yön verelim.Kaynak: Harvard Business Review

                  http://kigem.com