Kuantum

Merhabalar,

Fizikle ilgileniyor musunuz ya da fiziği seviyor musunuz? Açıkçası benim çok sevdiğim bir alan değil ama bazı konuları ilgimi çekecek derecede değişik ve farklı düşünceleri beraberinde getiren bir havaya sahip. Onlardan birini sizinle de paylaşmak istiyorum: Kuantum. İsmi bile havalı değil mi, o zaman hep birlikte daha da yakından inceleyelim.

Kuantum kavramının temeli 19. yüzyıla dayanır. İlk olarak fizik alanında ortaya çıkmıştır ve asıl gelişimini 20. yüzyıla kadar devam ettirmiştir. Kelime anlamına gelecek olursak; kuantum “parçacık” anlamına gelir. Kuantum felsefesi içinde bu kavramı düşünürsek; temelde soru sormayı hedef alır. Kuantuma çağımızın felsefesi de deniliyor. Çünkü cevaplanabilen bilimsel sorular bu felsefenin kapsamına girmez. Bilindiği üzere evren büyük bir döngüden ibarettir ve bu döngü evrenden ve evrenin parçacıkları anlamına gelen kuantlardan etkilenir. Kuant, olabilecek en küçük şeydir.

kuantum teorisi ile ilgili görsel sonucu

Biraz kuantum fiziğine geçelim. Kuantum fiziği evrendeki fiziksel olayların kesin ve ortaya koyulabilecek bir yanının olmadığını, bildiğimiz bütün olayların istatistiksel veriler olduğunu dile getirir. Bu yüzden kuantum fiziği, kuantların davranışını ele alır. Max Planck tarafından ortaya çıkarıldığı düşünülür ama Schrödinger, Dirac, Einstein, Heisenberg gibi birden fazla bilim insanının çabaları sonucu ortaya çıkan ve geliştirilen bir kuramdır. Klasik fizikte yer alan atom çapı gibi bulguların geçerli olmadığı ortaya çıktığı anlarda kuantum fiziği doğmaya başlamıştır. Yani klasik fiziğin açıklayamadığı olayları açıklamak için kuantum fiziği kullanılır. Elinizde özdeş 3 top olduğunu varsayın. Bu topların kütleleri, hızları, büyüklükleri eşit. Topları bir delikten geçtikten sonra düz bir zeminde gidecek şekilde aynı anda ittirdiniz. Klasik fiziğe göre belli bir süre toplar ya durur ya da hareketlerine devam ederler. Yani klasik fizikte gözlem dışarıdan yapılır. Kuantum fiziğinde olay daha farklı, insan da gözlemin bir parçası olarak kabul edilir, gözlemin içindedir. Bu yüzden kuantum fiziğinin anlaşılması biraz güçtür. Şöyle ki; kuantum fiziğinde topların delikten geçerken elektronlarının başka bir forma dönüşebileceğini, dolayısıyla hareketlerinin değişebileceğini ya da başka elektronlarla daha farklı hareketler yaparak ilerleyebileceğini söyler ve bunları da olasılıklarıyla birlikte ispatlamaya çalışır. Aynı zamanda topların delikten hiç geçememe ya da geçtikte sonra farklı hızlarda hareketlerine devam edebilme olasılıklarını da göz önünde bulundurur. Göründüğü gibi bir varlığı gözlemlerken mutlaka bir değişime uğrayacağını savunur. Kuantum fiziğinde mutlak doğrular yoktur, tecrübeler sonucu elde edilen doğruların olduğunu savunur ve olasılık bu fizik türünde yöntem olarak kabul edilir.

quantum ile ilgili görsel sonucu

Mesela en basit örneklerden birini veriyim ki çoğumuz bunu düşünmüştür. Buzdolabının kapağını kapattığınızda içerisindeki ışık söner değil mi? Peki bunu gözlemlemek mümkün olur mu? Olmuyor değil mi, ışığın söndüğünü bilirsiniz ama gözlemlemek istediğinizde ışık tekrar yanar. Zihinde bir karışıklık yaratıyor. Bu yüzden özellikle son zamanlarda sinema sektörü tarafından da ilgi gören konular arasında. The Fountain, The Butterfly Effect, Cloud Atlas filmlerinde kuantum teorisinden bahsedilmiştir.

Peki şu anda kuantum fiziği kafanızda net bir şekilde oturdu mu? Eğer cevabınız evetse bir daha düşünün çünkü Niels Bohr’un da dediği gibi;

“Kuantum fiziği kafanızı karıştırmadıysa, onu tam olarak anlamamışsınız demektir.”