Pazarlamada 4.0 Zamanı

“Kendisiyle mücadele eden insan en değerli insandır.” Benim mücadelem bazen okuyarak bazen yazarak olacak…

Bir araba almak istiyorsunuz. Arkadaşınızın memnun şekilde kullandığı arabanın firmasına gidip, X modelin kırmızı ve aynalarının siyah şeritli olmasını talep ediyorsunuz. Veya bir waffle yiyeceksiniz. Tabanda beyaz çikolata, üzerine muz- çilek ikilisi ve biraz da krokan serpiştirilmesi sizin seçimleriniz oluyor. Lezzetli bulduğunuz için hep aynı yere gidiyor musunuz waffle yemek için? İşletmeciler ürettikleri ürünü pazarlarken yani sizin ürünü almanız için planlar yaparken hangi süreçlerden geçtiler? Pazarlamanın günümüze kadar ki 4 devrini beraber inceleyelim.

İlk olarak pazarlama kavramına değinelim. Pazarlamaya, pazar oluşturma ve pazara ürün çıkartarak satışa çevirme aktivitesidir diyebiliriz.

Pazarlama sürecini kısaca anlatalım:

Araştırma: Pazar ile ilgili fırsat ve varsa ürünün benzerinin araştırıldığı süreçtir.

Hedefleme: Ürün konumlandırma, hedef kitle ve hitap kesimlerinin belirlendiği/uygulandığı süreçtir. Bu süreçte konumlandırma çalışması, ürünün avantajları ve farklarını tüketiciye kabullendirilmesi şeklinde işler.

Taktik Pazarlama:Ürün, fiyat, dağıtım ve satış aşamalarının bir arada değerlendirildiği süreçtir. Bu süreçte ürünün yapısı, modeli, rengi vb. özellikleri belirlenir. Ardından hitap edilen kesime ve piyasa şartlarına göre fiyatı biçilir. Sonrasında ise üretimden, tüketime kadar ürün akışı planlanır. Reklam, iletişim gibi yöntemler kullanılarak tutundurma yani satışların devamı çalışmaları ile son bulur.

Kontrol:Bu aşamada ise geri bildirimler ve raporlar değerlendirilir. Elde edilen kar, potansiyel ve değerlendirilebilen potansiyel gibi unsurlar irdelenerek pazarlama stratejileri geliştirilir. Kontrol işlemi daima sürdürülür.

 

Pazarlama 1.0

Henry Ford’un “model T otomobili için söylediği şu cümleyi mutlaka duymuşsunuzdur: “ Her müşteri, istediği renkte bir arabaya sahip olabilir, tabii rengi siyah olduğu sürece…”

Sanayi devrimi ile başlayan 1.0 dönemi, üretim maliyetini azaltmayı dolayısıyla ürünün fiyatını düşürerek, ürünleri satmayı hedefliyordu. Fabrikaların temel görevi, en uygun fiyata ürünü mal etmek ve basit kitlesel pazarlama faaliyetleri ile mümkün olduğunca herkese ürünü sunabilmekti. Bu dönemde “ürün” merkez noktaydı. Ürün özelliklerini öne çıkaran ve tüm müşteriler ile aynı iletişimi kuran bir pazarlama ilkesi ile hareket ediliyordu. Yani ürünü onları alabilecek herkese satmak asıl hedefti.

 

Ayrıca 1920’lerde Ford fabrikalarında üretilen bütün otomobillerin beyaz, mavi veya sarı olmamasının temel nedeni ise, siyahın en ucuz boya olması değil, en hızlı kuruyan renk olmasıydı. Çünkü 1920’li yıllarda rekabet gücü, diğer değişkenlerden çok firmanın üretim hızına endeksliydi.

Pazarlama 2.0

20.yüzyılın ikinci yarısında hızla gelişen sanayileşme ve artan fabrikalar, 1.0’ı hasta etmeye yetti. Piyasa koşullarında rekabet arttı ve merkez noktası üründen tüketiciye döndü. Bunun sebebi insanların gelişen teknoloji (televizyon, radyo, basılı mecra vb.) sayesinde insanların bilgiye daha kolay ulaşabilmesi oldu.

 

Yani reklamlar insanlar üzerinde etkiliydi.  Benzer ürünleri aralarında kıyaslamayı ve daha iyisini tercih edebilme imkanı sağladı. Müşteriler, seçim yapmaya başladı. Bu pazarlama stratejilerinin değişmesi gerektiğini gösteriyordu. Pazarı bölümlere ayırma ve özgül bir hedef pazar için ürün geliştirmek zorundalardı. Bu dönemde tüketici merkez noktadır. Tüketicinin gelip daha fazla ürün alması, stratejinin amacıdır.

Pazarlama 3.0

Pazarlama uygulamalarının tüketici üzerindeki davranış ve tutumlarındaki değişikliklerden çok fazla etkilenilmiş ve bunun sonucu olarak 3.0 ortaya çıkmıştır. 3.0’a göre merkez artık tüketici değil, insandır. Tüketici zaten insan değil midir, neden bu şekilde ayrılmış dediğinizi duyar gibiyim.

Bu dönemde ürün veya hizmetlerde sadece işlevsellik veya duygusal tatmin aranmamaktadır. İnsanların ruhunun tatmini de gözetilmektedir. Pazarlama 3.0’ın hedefi dünyayı daha iyi bir yere getirmektir. İnsani değerler ön plana çıkmaktadır.

Karşınızda Pazarlama 4.0!

İşte bugündeyiz. Çok kolay bir soru ile başlamak istiyorum. Bugün kaç tane reklam izlediniz?İzlediğiniz reklamların hangi markalara ait olduğunu hatırlıyor musunuz?

Reklamları seyreden insanların tam %84’ü bir süre sonra hangi markaya ait olduğunu hatırlamıyor. Çünkü insanlar hızlı ve yoğun bir şeylere eskisi gibi odaklanamıyorlar.

Bu da demek oluyor ki pazarlama stratejileri değişmelidir. Teknolojinin gelişmeye başladığı dönemlerde etkili olan reklam uygulamaları da bugüne göre tasarlanmalı ve pazarlama stratejileri değişmelidir. Çünkü artık ürünü satabilmek için bir mağazaya, insanlara kendimizi tanıtmaya, radyo veya televizyona ihtiyacımız olmadığını biliyoruz. İhtiyacımız olan insanların hayal kurmasını sağlamak… Firmaların görevi ise müşterileri hayallerine (istedikleri ürüne) kavuşturmaktır. Bu müşteri memnuniyeti kazandıracaktır.

 

4.0’ın amacı çok üretim ile çok müşteriye ulaşmak değil, çok üretim ile tek müşteriyi kazanmaktır. Yani markalar tek bir sadık müşteri kazanabilmek için bütün operasyonel birimlerini tek tek müşterilere yöneltmelidir. Müşteri memnuniyeti en iyi reklamdır. Markaya olan bağlılık sürekli alışverişi getirir ve bu bağlılığın dışarıdan görülmesiyle istemsiz bir tanıtım gerçekleştirilmiş olur.

 

Faydalı olması dileğiyle, güzel günler dilerim…