Pragmatizm Nedir?

Merhabalar,

Pragmatist kelimesini daha önce hiç duydunuz mu ya da ilk duyduğunuzda ne düşündünüz? Ben ilk defa oda arkadaşım benden yardım istemeden önce “Hiç pragmatist değilsin, insan bir oda arkadaşına yardım eder.” dediğinde duymuştum. İlk olumsuz bir akımın anlamı olduğunu düşünmüştüm, sonra arkadaşım bana ne demek olduğunu bilip bilmediğimi sordu ve işte ondan sonra başladı pragmatizm merakım. Hadi birlikte ne demek olduğunu ve biraz geçmişini öğrenelim.

Pragmatizm 19. yüzyılın son çeyreğinde Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkmıştır ve  genel olarak Charles Sanders Peirce, John Dewey ve William James’in gibi düşünürlerin öncülüğünde ele alınmış ve açıklanmıştır. Bazı kaynaklarda pragmatizmin kurucusu William James olarak verilse de asıl kurucusu C. S. Peirce’dir. Fakat bu karışıklığın sebebi sanırsam bu felsefenin dünyada tanınmasını sağlayan düşünürün William James olmasından kaynaklı.  Ayrıca ilk özgün Amerikan felsefesi olan pragmatizm William James ve Charles S. Peirce ile birlikte ortaya çıkmıştır.

Pragmatizm akımı hakkında düşünürler arasında görüş farklıkları da yaşanmıştır, bunlara sırası geldiğinde ilerleyen paragraflarda değineceğim. Görüş ayrılıklarında dolayı pragmatizmi farklı anlamlarla duyabilirsiniz. Pragmatizm, doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak, yalnızca eylemlerin sonuçları ile değerlendiren ve onlara yalnızca sağladığı fayda açısından bakan felsefi bir akım olarak adlandırılır ama bu karşınıza bir anlam teorisi, araştırma teorisi, gerçeklik teorisi, etik teorisi veya hümanizm ile aynı bir doğruluk teorisi olarakta çıkabilir. Kullanılan bazı anlamlara göre pragmatizme bir göz atalım.

Anlam Teorisi Olarak Pragmatizm

Bir anlam teorisi olarak pragmatizme göre herhangi bir kavramın gerçek anlamı, o kavramın hissedilebilir etkilerinden oluşur. Yani pragmatistlere göre bir kavramın anlamı, bir olayda, bir harekette veya bir denemede ortaya çıkar. Yani bir kavram hakkında ne düşündüğümüzün önemi yoktur çünkü kavramların anlamı gerçek hayatta, bireyin  çevresi ile olan ilişkilerinde belirlenir. Sonuç olarak bir kavramın gerçek anlamını bize deneyimlerimiz ve hareketlerimiz öğretir.

Örneğin, “savaş” konusunu ele alırsak, savaşın sadece bir zafer olarak tek taraflı yüceltilmesi anlamlı olmayacaktır; savaşın hissedilebilir etkilerinden biri de ölüm ve yıkımdır. İşte savaşan taraflar, amaçları ne olursa olsun, ancak bu gerçeği ortaya koyduktan sonra savaş hakkında daha
rasyonel bir davranış geliştirebilecektir. Pierce’e göre bu deneysel yöntem, düşünce ve kavramları eski bir kural olarak bilinen “semerelerinden tanımak” kuralının özel bir uygulamasıdır. 

Pragmatizmi tanımlarken James ” Bir nesne konusundaki düşüncelerimizde kusursuz açıklığı elde etmek için, o nesnenin ne gibi tasavvur edilebilir pratik etkilerinin olabileceğini, ondan ne gibi duyumlar beklememiz gerektiğini  ve ne tür tepkiler göstermeye hazırlanmamız gerektiğini göz önünde bulundurmalıyız.” demiştir.

Araştırma Teorisi Olarak Pragmatizm

Pragmatistlere göre , kişiler ancak düşünce ve kanaatlerinde çevreden gelen tehditler sonucunda kavramların anlamlarını sorgulamaya başlar ve belirli bir hareket tarzı benimsemeye karar verirler. Bu nedenle araştırma Peirce tarafından şüphe durumundan kanaat durumuna geçme çabası olarak tanımlanmıştır. 

Şüphenin başlaması kanaat durumunun ulaşılması çabasına yol açar. Bu çabayı araştırma olarak adlandıracağım. şüphe ile çaba başlar ve şüphenin yok olmasıyla bu çaba sona erer. Bu nedenle, araştırmanın yegane amacı, düşüncenin bir sonuca vardırılmasıdır. 

James ve Dewey Peirce’den farklı olarak şüphenin sadece teori ve felsefedeki yeri değil, kişinin bu şüphe durumu nedeniyle atması gereken adımlar ve bu şüphe durumunu belirli bir kanaat durumuna dönüştürme çabasıdır. James’e göre dini fikirlerin bilimsel bilgi ile doğruluğunun kanıtlanması mümkün olmamasına rağmen birey inanma isteğinden mahrum edilemezdir. Dewey’ e göre ise pragmatizm de, araştırma temel olarak çevredeki sorunlara çözüm bulunması çabasıdır.

Belirsiz bir durumun kendi özellikleri ve ilişkileri açısından öyle belirgin bir duruma kontrollü olarak çevrilmesidir ki, ilk(belirsiz) durumdaki öğeler birleşik bir bütüne dönüştürülmüş olur.

John Dewey

Araştırma pragmatizmine göre, kendimizi diğer insanlar aracılığı ile tanırız, fikirler diğer fikirler aracılığı ile belirginleşir, kavramlar diğer kavramlar aracılığı ile açıklığa kavuşur. Ayrıca pragmatizm, olayları ikili ayrımlarla açıklama yaklaşımına karşı çıkmış ve etkileşimci bir anlayışı benimsemiştir.

Etik Teorisi Olarak Pragmatizm

Pragmatizm etiğe dogmatik yaklaşımı reddeder çünkü bireyi belirli bir şekilde davranmaya zorunlu kılan hiçbir kurallar bütünü yoktur. İnsancıllığına, çoğulculuğuna ve etkileşimci dünya görüşüne uygun olarak pragmatizm, her sorunun kendine özgü nitelikleri olduğunu ve bu nedenle çözümü için değişik bir yol  izlenmesi gerektiğini ve bireyin kendi çevresindeki değerlerin oluşturulmasına katıldığını savunur. Bu nedenle, pragmatizme göre etik felsefe yaratma uğraşı tamamlanmış değildir ve belkide hiçbir zaman tamamlanmayacaktır. Bunla ilgili olarak James’in sözü:

Yeryüzündeki son insan deneyimlerini edinip söyleyeceklerini söyleyinceye kadar, etikte nihai gerçek var olamaz.

Kişiler kendi deneyimlerine göre bugün kendi gerçeklerine ulaşacaklar ve onlara uygun etik değerler benimseyeceklerdir. Dolayısıyla pragmatizm, çoğulculuğu savunur. Bu çoğulculuk ne bireysel değerlerin ne de toplumsal değerlerin gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayarak, ikisi arasında bir denge kurmaya çalışır. Etiksel gelişmişlik, mümkün olduğunca değerler arasındaki bağların görülüp iyi bir senteze gidilmesini gerektirir. Böylece pragmatizm, basit bir şekilde sadece araçlara veya sadece amaçlara bakarak belirli bir olay hakkında fikir yürütülmesine karşı çıkar. Hem araçlar hem de amaçlar önemlidir ve ikisi arasındaki ilişkiler düşünülerek bir karara ulaşılmalıdır. Yani pragmatizm, deontolojik yaklaşıma karşı çıktığı gibi faydacılığa da karşı çıkar.

Ben sizlere biraz özet şeklinde açıklamaya çalıştım ama pragmatizmin oldukça köklü ve özgün bir felsefi akımdır. Bu yüzden sadece yararcılık veya faydacılık şeklinde nitelendirmememiz gerekir. Pragmatizm, radikal görüşlere karşı olup, değişimi vurgulayarak evrimsel bir gelişimi amaçlar. Bu nedenle pragmatizm zıt görüşler arasında bir bağ, onları dengeleyen ve senteze
ulaştıran bir köprü olarak görülebilir. Ön yargılara, dogmatizme, otoriter çözümlere karşı olup, açık düşünceye, bilime, çoğulculuğa, hümanizme ve demokrasiye önem verir. Pragmatizm faydacı değil, öğrenildiğinde herkese faydalı olacak köklü bir felsefi akımdır.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşça kalın..

Kaynak:Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi,20. sayı