Sahip Olduklarımıza Değer Veriyor Muyuz?

Herkese merhaba,

Bugün sizlere “endowment etkisi”nden bahsedeceğim. Nedir bu etki, daha önce duymuş muydunuz?

Bu kavramı duymamış olsak da günlük hayatımızda sıkça yaşıyoruz yani varlığından haber olamadığımız ama başımızdan geçen bir olay gibi. O zaman konuya gireyim. Örneğin mağazada gezerken bir çanta gördünüz ve almak istiyorsunuz. Fiyatını sordunuz ve 100 TL olduğu söylendi. Birkaç gün sonra sokakta bir ankete katıldınız ve önceki gün gördüğünüz çantanın aynısını katılım sağladığınız için size hediye ettiler. Daha sonra çantanızı göstererek “bu çantayı kaça satarsınız” diye bir soru yöneltiyorlar.  Elinizden gelen en yüksek fiyata satmaya çalışırsınız değil mi? “Sonuçta benim malım ve onu mümkün olduğunca pahalıya satmam gerekir” gibi bir düşünce oluşur. İşte buna “endowment effect” yani “sahip olma etkisi” adı veriliyor. Bilinçli olup olmaması fark etmez, insanların sahip olduğu şeyler onlara daha değerli gelir. Hatta olması gereken fiyattan daha fazla değer biçebilirler. Dışarıdan bakıp beğendiğimiz eşyalar bize güzel gelir ama o eşyaya sahip olduğumuzda artık benim deriz ve değerinin daha fazla olması gerektiğine kendimizi inandırırız.

Peki Ya Farklı Durumlar Söz Konusu Olamaz Mı?

Ne gibi bir farklılık dediğinizi duyar gibiyim. Hemen açıklayayım. Mesela küçükken arkadaşınızın ayakkabısını görüp ben de onu istiyorum dediğiniz oldu mu? Veya başkasında gördüğünüz bir telefonun aynısını isteyip de alamayınca kendinizi dışlanmış gibi hissettiniz mi? Yani demek istediğim şey; başkasında gördüğünüz şeyleri alma çabasına girdiniz mi? Bu durumlar az önce açıkladığım sahip olma etkisine aykırı durumlar olarak karşımıza çıkar.

O zaman tekrar bu etkiye dönecek olursam tanımını şu şekilde yapabilirim: sahip olduğumuz eşya ve hizmetlere duygusal olarak biçtiğimiz değerler, sahip olmadıklarımıza verdiğimiz değerden fazlaysa bu etkiye sahip olma etkisi denir. Bu etki bir hipotez olarak karşımıza çıkar. Bu kavramla birlikte bir kavram daha gün yüzüne çıkar; “loss aversion” yani kazanmak ile kaybetme durumu karşılaştırıldığında insanların kaybetmeye daha duyarlı olduğunu iddia eden bir başka hipotez.
Bu nasıl olur? Örneğin cüzdanınızı düşünün. Bir kişi o cüzdanınızla aynı maddi değerde başka bir cüzdanı size gösteriyor ve takas teklifinde bulunuyor. Bu teklife vereceğiniz cevap ne olurdu?  Evet mi, hayır mı? Eğer evet deyip takas etmeyi düşündüyseniz böyle düşünen küçük bir kısma karşılık geliyorsunuz çünkü yapılan araştırmalar gösteriyor ki; insanlara bu tarz tekliflerle gidildiğinde çok büyük bir kısmı böyle bir takasa yaklaşmıyor hatta düşünmeyi bile kabul etmiyor. Sebebi ne olabilir? Evet, sahibi oldukları o eşya diğer seçeneğe göre daha değerli geliyor, maddi değerleri ne kadar aynı olursa olsun, aynı ürün olsalar bile kendi eşyalarını tercih etme eğiliminde oluyorlar.

Söylediğim şeyleri genel olarak özetleyecek olursam şunları söyleyebilirim. İnsanların sahip oldukları bir şeyi kaybetmesi, istedikleri bir şeye sahip olamamasından daha dayanılmaz geliyor. Aslında hepimiz eşyalara birtakım değerler yüklüyoruz, özellikle bizimse. Bir eşyasını satacak birini düşünelim. Eğer verdiği fiyatın altında satmayı kabul etmiyorsa bu başkaları açısından şöyle düşünülür: Ben olsam kesin satardım. Ama aynı olay bizim başımıza geldiğinde bu basit düşünceyi maalesef uygulayamıyoruz.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşça kalın.