Sanal Ve Artırılmış Gerçeklik

Merhabalar,

Sanal gerçeklik denilince aklınıza ne geliyor? 3 boyutlu gözlükler, teknolojiyle iç içe filmler, sanal gerçeklik gözlüğü, simülatörler… Evet, aslında bunların hepsini kapsıyor. Şimdi konunun biraz daha detayına girelim.

Barcelona’ya gitmek istiyorsunuz ama uygun fiyatta bir tur bulamadınız diyelim. Ama ne şekilde olursa olsun gezip görmek istiyorsunuz. Peki bunu sanal gerçeklikle nasıl gerçekleştirirsiniz? Sanal gerçeklik (Virtual Reality); kişilerin orada olma hissini yaşadığı, bilgisayar kaynaklı 3 boyutlu ortamlar için kullanılır. Kişi o ortamda dahil olduğu andan itibaren gerçek dünyayla bağlantısı kesiliyor ve sanal gerçeklik dünyasına adımını atmış oluyor. Tabi bu hissi gerçekten oradaymış ve yaşıyormuş gibi olmak için sanal gerçeklik tasarımlarının kusursuz olması gerekir.

Artırılmış gerçeklik (Augmented Reality) ise gerçek dünya ile bilgisayar ürünü sanal dünyayı bir araya getirir. Gerçek dünyadan kopma durumu yok ama sanal dünyayla bir etkileşim meydana gelir.

person holding black remote

İşte bulunulan ortamlar da kullanıcıda oluşturduğu gerçeklik hissine göre 3 seviyeden oluşur.

  • Kısmi Katılımlı Ortamlar:  Katılımcıya gerçek dünya ile ilişkisini bütünüyle koparmadan gerçeklik hissi yaratır. Uçuş simülasyonları buna en güzel örnektir. Uçuş simülatörlerinde geniş bir ekrandan sanal imgeler yansıtılır ve birkaç fiziksel unsur bulunur. Bu yüzden o ortamda sanal gerçeklikle ilgili bir cihaza (kasklı ekran, eldiven vb.) gerek kalmaz.
  • Çoklu Katılımlı Ortamlar:  Birden fazla katılımcının birbiriyle etkileşime girmesini sağlayan ortamdır.
  • Tam Katılımlı Ortamlar: CAVE (Computer Assisted Virtual Environment) olarak da adlandırılır. Bilgisayar destekli sanal ortam anlamına gelir. Tüm duyusal algılara hitap ettiği için tam anlamıyla sanal gerçeklik yaşatır. Duvar ve zemin projeksiyonu, ses ve müzik için hoparlörler, algılayıcılar bulunur.

                

 

Neden Sanal Gerçekliğe İhtiyaç Duyuldu?

İnsan bazen ait olduğu yerden kısa bir süre de olsa uzaklaşmak, farklı deneyimler yaşamak istiyor. Kendini yeni dünyalara açmayı, sınırları kaldırmayı kim istemez ki? İşte bu düşünceler zamanla netlik kazanarak, neler yapılabilir düşüncesiyle sanal gerçeklik cihazlarının oluşumuna yol açmıştır. Şu sıralar baya popüler olsa da aslında bu çalışmalar yıllar önce oluşmaya başlamıştır. İlk fikir Sensorama adlı bir makine olarak ortaya çıktı. Kişilerin tiyatroyu tüm duyularıyla yaşamasını sağlamak amaçlanmıştı. Çünkü her zaman robotların verebileceği tepkilerin, makinelere getirilmek istenen özelliklerin farklı olması istemiştir. Bu sayede insanların ilgisini çekeceğine inanılırdı. Peki sizce de öyle mi, ne düşünüyorsunuz?

Ä°lgili resim

 

Bu tür çalışmalar geliştirilerek gelecekte daha da artacak. Ve birçok alanda kullanılmaya başlanılacak. İlerleyen zamanlarda neler olacağını hep beraber göreceğiz. Heyecanlı günler bizi bekliyor.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşça kalın.