Seçim Paradoksu

Herkese merhabalar,

Bugünkü yazımda seçimlerimize etki eden birtakım faktörleri irdelemeye çalışacağım. Acaba bir seçim yaparken neleri göz önünde bulundururuz, diğer seçenekten vazgeçtiğimizde mutsuzluğa mı sürükleniriz? Dilerseniz seçim paradoksu ile konunun ayrıntılarına inelim.

Seçim paradoksu” ya da diğer adıyla “seçenek paradoksu”, 18. yüzyılın sonlarına doğru Marquis de Condorcet tarafından tespit edilmiş bir durumdur. Bu duruma göre; bireysel tercihler döngüsel olmasa dahi birikimli tercihler olabileceğini savunur. Peki bu ne anlama gelir? Örneğin bir satış müdürüsünüz. Müşteriye uygulayacağınız politika ne olur? Genelde uygulanan şey; “Müşteriye çok fazla seçenek sun! ”dur. Çünkü çok seçenek arasında kalan müşteri daha mutlu görünür. Sizde de bu şekilde değil mi? Bir dolap almak istediğinizde farklı seçenekleri gözden geçirirsiniz; rengine, markasına, fiyatına, kapasitesine bakarsınız. Bu sayede seçim yapmanızın kolaylaşabileceğinizi düşünürsünüz. Kendinize en uygun dolabı bulabilmek için her yeri araştırırsınız. Tabi buna seçenekler arasında boğulursunuz da denilebilir.  Boğulursunuz tabirini kullanmamın sebebini Barry Schwartz’ın “The Paradox of Choice” isimli kitabındaki açıklamalarıyla birleştirerek size daha iyi düşünme alanı yaratmak istiyorum. Schwartz, karşımıza çıkan seçeneklerin fazla olmasının yararla birlikte zararı da peşinde getirdiğini savunuyor ve bunu şu dört madde ile açıklıyor:

  1. Seçim yapmak giderek zorlaşıyor.
  2. Seçim yapılan durumlarda aldığımız haz azalıyor.
  3. Fırsat maliyeti ortaya çıkıyor.
  4. Beklentiler yükseliyor.

O zaman bu maddeleri tek tek inceleyelim mi?

Seçim Yapmanın Giderek Zorlaşması

Bu maddeye kendimden bir örnek vermek istiyorum. Bir kitap almak istediğimde bazen aklımda bir kitap ismi olmuyor. Gittiğim yerde bakarım, ona göre karar veririm deyip evden çıkıyorum. Önce türünü seçiyorum, sevdiğim tarz olsun diyorum ve gidiyorum polisiye-gerilim bölümüne. Önümde onlarca seçenek. Hepsi birbirinden güzel duruyor ama hangisini alacağım hala merak konusu çünkü her biri ayrı içine çekiyor insanı. Konusuna göre birkaç kitabı daha eliyorum diyelim, ama hala seçim yapmış değilim. En son yaptığım şey hepsini aldığım yere bırakıp elim boş mağazadan çıkmak oluyor. Aslında ne tarz beğendiğimi biliyorum, seçenekler elimin altında ama neden karar veremedim sizce? Belki de seçeneklerin sınırlı olması daha iyi karar vermeme yol açıp o işletme açısından satışları artırabilirdi. Çünkü seçenek sayısı arttıkça karar vermek güçleşir ve bu da tüketiciyi karar vermemeye iter.

Seçim Yapılan Durumlarda Aldığımız Haz Neden Azalıyor?

İki telefon arasında seçim yaparken tereddüt yaşadınız diyelim ve sonunda Samsung markasını seçtiniz. Bu telefonda birkaç hafta sonra herhangi bir problemle karşılaşırsanız, şarjının hızlı bitmesi, hafıza sorunu yaşamanız gibi problemler, seçmediğiniz diğer alternatif olan Huawei’nin daha iyi olduğu kanısını otomatik olarak yaşarsınız. Yaptığınız seçimden pişman olursunuz ve “keşke diğerini alsaydım” cümlesini kendinize tekrar edersiniz. İşte bu da yapılan seçimden elde edilen tatminin azalmasına yol açan bir sebep olarak karşımıza çıkıyor.

Ya da kariyer hayatınıza odaklanalım. Bir ofiste çalışmak isteyebilirsiniz ama aynı zamanda akademik kariyer de aklınızı çelebilir. Ya da bunları bırakıp kendi işimi kurmak istiyorum düşüncesinde olursunuz. Hangisini seçeceğinizi bilemeyip gelgitler yaşarsınız. Nerede başarılı olacağınızı seçip bir karar verdikten yıllar sonra belki de keşke diğerlerini seçseydim, bu bana göre değilmiş düşüncesi aklınızdan geçer. Ama tabi ki tam tersi durum da söz konusu olabilir. Yaptığımız seçimlerden keyif almak ve mutlu  olmak zaten istediğimiz bir durum.

Fırsat Maliyeti

Bir seçim yaparken vazgeçmek zorunda kalınan ikinci alternatife fırsat maliyeti adı verilir. Dolayısıyla karşımıza çıkan her bir seçim fırsat maliyetini de beraberinde getirir. Çünkü karşılaştırma yapabilmek için gerekli olan kriterlerden birisidir. Önceki maddede belirtilen haz durumu da fırsat maliyetinin bir sonucudur. O zaman diyebiliriz ki fırsat maliyeti alınan hazzı azaltır.

Beklentilerin Yükselmesi

Diğer üç maddeye tekrar göz atın. Ne kadar seçenek varsa beklentiniz o kadar artıyor değil mi? Birinde olan bir özellik diğerinde olmuyor ama onda da sizin istediğiniz bir özellik var olduğu için o ürünü seçmenize avantaj sağlıyor. Hatta yeni özellikli ürünlerle karşılaştığımız zaman ihtiyacımız olmasa dahi onu almak istiyoruz. Bu da beklentilerimizin artmasına neden oluyor.

O zaman biz ne yapacağız? Nasıl bir tavır içinde olursak daha sağlıklı kararlar verip daha mutlu olmanın yolunu bulabiliriz? Seçenekleri her koşulda gözden geçirmeniz size avantaj sağlar. Ama bunları sadeleştirerek azaltmanızda fayda var. Yoksa çıkmaz sokak misali yine mutsuzluk durumu peşinizi bırakmayacaktır. O zaman mutlu olmak için düşük beklentiler içinde olmak mı gerekir?

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın.