Sonsuzluk

Merhabalar,

Hani filmlerde olur ya, sonsuza kadar mutlu yaşadılar. Neden sonsuza kadar? Ya da sonsuzluk size ne ifade eder hiç düşündünüz mü?            

Engels’in bir sözü var: “Sonluyu bilebiliriz ama sonsuzluğu bilemeyiz.” O zaman sonsuzluk olmamak mıdır yoksa var olup bilinememek mi? Bazıları için sonsuzluk, “başı ve sonu olmayan” gibi bir anlamı çağrıştırır ama bu yanlış bir anlam olur. Çünkü sonsuzluk, başının belli olduğu ama sonunun bilinmediği şeyler için kullanılan bir kelimedir. Sonsuzluk bu yüzden bilinmeyen bir şey olarak karşımıza çıkar. Bu kavramın birden fazla tanımı yapılabilir çünkü herkesin sonsuzluk algısı farklı olabilir, herkesin sonsuzluğu kendisine özgüdür.

Soyut bir kavramdır ama bazen bunu algılayabilmek, hissedebilmek isteriz. Mesela karşılıklı iki duvarın ayna ile kaplı olduğu bir yerde hiç kendinize baktınız mı? Sonsuz görüntünüz oluşur ve bu bazen insanın hoşuna bile gidebilir çünkü böyle bir şey ilk görüldüğünde şok etkisi yaratıp, “nasıl ya” durumuna sokar.  Bu tür olayları düşündükçe sonsuzun çok büyük olduğu düşünülür, evet öyledir de. Büyük bir miktardır ama sadece büyük yerlere değil tanımlanamayacak kadar küçük yerlere de sığabilir. Örneğin matematik derslerinde karşılaşmış olabilirsiniz; a ile b doğru parçası arasındaki nokta sayısı.

Bir sonsuzluk örneği vereyim. 20 sayısının 6 ile bölümünden çıkan sonuç 3,33333333.. şeklinde gider, sonsuz deriz. Çünkü böldükçe aynı döngü devam eder. Tıpkı paradoks gibi. Peki sonsuzluğu kendi hayatımıza uygulayabilir miyiz? Hayatımızda da kendimize bir sınır koymadan, limitsizce yaşamamız, yeni şeyler keşfetmemiz bize çok şey katar. Bu sebeple bazı zamanlarda kontrolü bırakıp risk almaya başlamamız gelişmemize fayda sağlar. Alışkın olduğumuz hayatı yaşamak bizi geliştirmez hatta bir süre sonra zamanımızın boş geçmesinden şikayet ederiz. İşte bu anları yaşamadan, önce düşüncelerimizde sonra da davranışlarımızda değişikliğe giderek kendimizi daha iyi hale getirmenin yollarını aramamız gerekir. Tabi ben bunu istemiyorum, hayatımdan memnunum diyorsanız o da size kalmış.

Sonsuzluk her alanda belirsizlik yaratmıştır, paradokslar da buna dahil. Ben de sizinle Alman matematikçi Hilbert’in sonsuzluğu anlatmak için düşündüğü “Hilbert Oteli Paradoksu” kavramını paylaşmak istiyorum:

Bir adam sonsuz sayıda odası bulunan bir otele geliyor ve boş bir oda istiyor. Ama resepsiyonist bütün odaların dolu olduğunu, otelde oda ayırtmış olan sonsuz sayıda misafirin olduğunu söylüyor. Daha sonra resepsiyonistin aklına bir fikir geliyor, tüm misafirlerle görüşüyor. 1 numaralı odadaki misafire 2 numaralı odaya geçebilir misin diye sorup olur cevabını alıyor. 2 numaradaki misafire de 3 numaralı odaya geçebilir misiniz diye soruyor ve olur cevabını alıyor ve bunu her oda için uyguluyor. Herkes bir oda kayınca, sonsuz sayıda oda olduğu için kimse açıkta kalmamış hem de 1 numaralı oda boş kalmış ve adam da 1 numaralı odaya yerleşmiş.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşça kalın.