Sürekli Çalışma Dürtüsü: İşkoliklik

Merhabalar,

“Zaman yaratma kaygısından kurtulup, düşüncelerimi ve paylaşmak istediklerimi yazıya dökmeye karar verdim.”

Bugün sizlere aşırı ve kontrol edilemez bir çalışma ihtiyacı olan işkoliklikten bahsedeceğim. Bunun yanı sıra işkolikliğin belirtileri, iş dünyasındaki faydaları, zararları ve işkoliklikten kurtulmak için neler yapılabileceğinden bahsedeceğim.

Bu konuya değinmemin sebebi iş yaşamımızdaki çalışma hayatımızın nasıl olması gerektiği ve ne derecede çalışacağımıza dikkat çekmektir. Ayrıca işe olan çalışma ilgimizi, yönelimimizi ve zevkimizi ölçmektir. Şimdiden hepinize keyifli okumalar diliyorum.

İşkoliklik nedir?

Hepimiz işkolikliği çok çalışmak olarak biliriz. Fakat işkoliklik, çok çalışmaktan ziyade çalışmadan duramama halidir.

İnsanlar işleri gereği bazen çok çalışabilmektedirler. Bu nedenle farkında olamasak da çok çalışmanın süreklilik alması durumunda çalışmadan duramama hali ortaya çıkar. Bu tip kişilere de işkolik denir.

Bazı araştırmalar işkolikliğin olumlu olduğunu açıklarken, bazıları negatif olarak değerlendirir. Bana göre işkoliklik, negatif bir olgudur. Çünkü işkolikler, çalışmadıkları zaman bile işini düşünecek derecede işe fazlasıyla bağımlı hale gelmişlerdir ve bu durum onları zorluk çıkaran, işlerini iyi yapmayan, mutsuz, saplantılı kişiler haline getirecektir.

Yapılan başka bir araştırmaya göre, işkolikliğe yakalanma riskinin en yüksek olduğu meslek grubu, beyin gücü kullanılarak yapılan işlerdir. Bunun nedeni ise fiziksel enerji harcanarak yapılan işlerin, vücudun enerjisi tükendiğinde sona ermesi olarak gösteriliyor.

İşkolikliğin belirtileri

Bir çalışanın işkolik olduğunu anlamak aslında zor değildir. Eğer bir kişi kendini çalışmadığı zaman sinirli ve mutsuz hissediyorsa o kişiyi işkolik olarak nitelendirebiliriz. İşkolikliğin diğer belirtileri ise şöyledir;

  • Çevresindeki kişilerle olan sosyal ilişkileri giderek zayıflamaya başlamıştır.
  • İş yapılmayan zamanı vakit kaybı olarak görmeye başlamıştır.
  • Konuştuğu her konu işle alakalıdır.
  • Kendini zamanla yarıştırmaya başlamıştır.
  • Zihinsel ve fiziksel olarak sürekli gergindir.

Eğer yukarıdaki belirtiler varsa kişinin tedaviye ihtiyacı vardır. Çünkü böyle kişiler tedavi edilmezse iş dışındaki faaliyetlere isteksizlik yaratır ve bu durum tükenmişlik sendromuna hatta depresyona neden olabilir.

İşkolikliğin iş dünyasındaki faydaları ve zararları

Machlowitz yaptığı nitel bir araştırmada 100’den fazla işkoliği incelemiş ve onları çok memnun ve üretken bulmuştur. Bu durum kişilerin belli durum ve zamanlarda kendi kapasitelerini zorlayarak, yoğun ve hızlı bir tempoda çalışmalarını gerektirebilir. Böylelikle kişi kendi kapasitesini geliştirme olanağını da bulmuş olur. Bu da işkolikliğin faydalı olduğunu gösterir.

Ancak ne olursa olsun kişi kapasitesini fazla zorlamamalıdır. Eğer kişi kapasitesini zorlarsa ve iş sürekli bir hal almaya başlıyorsa uzun dönemlerde istenmeyen sorunlara yol açabilir. Kişinin işindeki performans giderek azalabilir ve sorunlara artık yeni çözümler getiremeyebilir. Bu da işkolikliğin zararlı olduğunu gösterir.

İşkoliklikten kurtulmak için neler yapılabilir?

Öncelikle biz bir işi yapıyorsak o işi planlı ve kontrollü bir şekilde yapmalıyız. Aynı zamanda yaptığımız işin sorumluluğunun bilincinde olarak zevk veren bir aktivite olarak görmeliyiz. Bunların dışında;

  • İş hayatıyla özel hayat arasındaki dengeyi kurmalıyız.
  • Çalışırken ara ara molalar vererek kendimizi motive etmeliyiz.
  • Çevremizle vakit geçirirken işten bahsetmemeliyiz.
  • Sosyal aktivitelere ve hobilerimize zaman ayırmalıyız.
  • Bir işi yaparken o işte hata yapabileceğimizi kabullenmeliyiz.
  • Özellikle de dinlenmeyi tembellik olarak değil, vücudumuzun fiziksel bir isteği olarak görmeliyiz.

Yukarıdaki öneriler uygulandığı takdirde, işkolik olmaktan kurtulabilir ve iş hayatınızla birlikte sosyal hayatınızla da kaliteli bir yaşam sürebilirsiniz.

Sonuç olarak size şunu söyleyebilirim ki, her şeyi kararında bırakmalıyız. Sorumluluklarımızın bilincinde olup yeteri kadar hareket etmeliyiz. Bir işi yaparken o işi benimsemeli ancak kendimize zarar verecek kadar da üstüne düşmemeliyiz. Elimizden gelenin en iyisini yapıp hatalarında çıkabileceğinin farkında olmalıyız.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, esen kalın..