Tedarik Zinciri Yöntemi Temel Alanları

Merhabalar.

Tedarik zinciri yönetimi bilindiği üzere üretimin en büyük tamamlayıcılarındandır. Peki tedarik zinciri yönetimi bugünlerdeki standartlarına nasıl ulaştı ve hangi alanlarda kendini gösterdi? Gelin bu sorulara bu yazıda cevap arayalım.

Tedarik zinciri yönetiminin oluşma evreleri yaklaşık olarak 1960’lara dayanmaktadır. Bu oluşumda tedarik zincirinin ilk aşamalarından olan fiziksel dağıtıma ilk vurgular ortaya çıkmıştır.

1970’lerde ise MRP (Malzeme İhtiyaç Planlanması) ‘nın tanımlanmasıyla birlikte işletmeler zamanında üretim felsefeleriyle, üretim maliyetleri için ve kalite anlayışları doğrultusunda tedarik zamanlarının önemi daha da ortaya çıkmıştır. Artık bu dönemlerde tedarik zinciri yönetiminin ilk aşaması olan “fiziksel dağıtım yönetimi” aşamasına geçilmiştir.

Artık 1980’lere gelindiğinde ise küresel rekabet boy göstermeye başlamıştı. Bu sebeple şirketler ayakta kalabilmek ve yükselebilmek için düşük maliyetle yüksek kaliteye ulaşma çabasına girmişlerdir. İşte tam da bu dönemlerde tedarik zincirinin ikinci aşaması olan “lojistik” kavramına geçiş sağlanmıştır.

1990’lı yıllara gelindiğinde ise artık sadece kaliteli ürün elde etmek değil, bunun yanında müşteriye ulaşan ürünün ne zaman, nasıl ulaştığı artık çok önemli nokta olmuştur. Bu süreçte artık şirketler sadece kendini değil, lojistik faaliyetlerini sağlayan oluşumları da yönetmeye başlamıştır.

Günümüze gelindiğinde ise artık tedarik zinciri yönetimi faaliyetleri çeşitli matematiksel uygulamalarla ve teknoloji ile desteklenmektedir.

 Tedarik zincirinin temel alanlarını ele aldığımızda ise karşımıza üretim, envanter, konum, taşıma ve bilgi kavramları çıkmaktadır.

Üretim açısından incelediğimizde ise akla “hangi ürün, nasıl ve ne zaman üretilmeli?” soruları gelmektedir. Fabrikalar kurulumlarında ürün odaklı ve işlev odaklı olarak iki çeşit kriteri baz almaktadır. Üretim sonucunda oluşan ürünleri tedarik zinciri yönetimi çerçevesinde depolamaya gidebilir. Burada şirket stok izleme, parti depolama, çapraz yükleme gibi yaklaşımlarda bulunurlar.

Envanter kısmında ise incelediğimizde ise “ne kadar üretilmeli, ne kadar depolanmalı?” sorularına cevap aranmaktadır. Tedarik zincirindeki bileşenlere göre bu miktarlar belirlenir. Emniyet stoğu, mevsimlik stok gibi stok türleri tedarik zincirindeki geri dönüşlere göre sağlanmaktadır.

Taşıma faktörüne baktığımızda ise belki de ürün maliyetinin en önemli kısımlarından biri karşımıza çıkmaktadır. Burada karar vericiler “ürün hareketleri ne şekilde ve ne zaman yapılmalı?” sorularına cevap arar. Karar verici zaman, maliyet vb. unsurları inceleyip ürünün gemi, havayolu, karayolu, boru hattı vb. taşıma türünü seçer.

Şirketler faaliyetlerini yapacağı konumu belirlerken birçok unsuru ele alır. Tedarikçilerle ve pazarlarla ilişkiler burada belki de en önemli etkenlerdir. Burada faaliyeti yapanlar “faaliyetin yapılacağı en iyi yer neresi?” sorusuna cevap arar.

En son olarak da tedarik zinciri yönetiminin en önemli unsuru olan bilgi faktörünü ele aldığımızda iki adet kullanım amacı karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki bundan önceki dört alanın işleyişinin koordinasyonu sağlamaktadır. Diğeri ise gelecekteki taleplerin tahmini ve planlamasını sağlamaktır.

Tedarik zinciri yönetiminin gelişimini ve temel alanlarını daha net anlamak için tedarik zincirinin bileşenleri arasındaki ilişkileri kurmaya çalışmak faydanıza olacaktır.

Diğer yazımda görüşmek üzere.