Truman Sendromu

Merhabalar,

1998 yılında Jim Carrey’nin başrolde oynadığı “Truman Show” isimli filmi izleyenleriniz olduysa bu sendrom ve söylediklerim size tanıdık gelebilir. Eğer izlemediyseniz de izlemenizi tavsiye ederim. Şu anda izlemeyenler için spoiler olabilir ama filmi kısaca anlatacak olursam; Truman karakteri hayatının tüm dönemini bir televizyon programında geçiriyor. Yaşadığı yerlerin, gördüğü kişilerin hepsi önceden düşünülmüş ve yaratılmış sahnelerden ibaret. Ama Truman etrafında dönen bu oyunlardan hiçbirinin farkında değil ve bizim gibi yaşıyor. O halde şimdi gelelim bu sendromun ne anlama geldiğine.

 

Özellikle büyük şehirlerde sizi her yerde kameraların izlediğini fark ediyorsunuz değil mi? Kullanmış olduğunuz sosyal medya, iletişim araçları güvenli mi yoksa her bilginizin alınıp takip edilmesi, analiz edilip başka alanlarda karşınıza çıkması rahatsız edici bir durum mu? Aslında bu durum çoğu insan tarafından her an sorunla karşılaşacağı algısı yaratıyor hatta paranoyaya bile varabiliyor. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde Truman Sendromu(sanrısı) ortaya çıkıyor. Hayatının her alanında izlenildiği düşünülen bir çeşit rahatsızlıktır.

Psikiyatristler, durumu çok daha ileriye taşıyıp bazı gizli güçler tarafından izlendiğini ve sürekli elektronik cihazların kendisini takip ettiğini söyleyen hastalarının olduğunu bile dile getirmiştir. Zaten bu sendromun ilk hastaları başta söylediğim filmden 4 yıl sonra ortaya çıkmıştır. İzleyip düşünen insanlar “acaba biz de böyle bir şey mi yaşıyoruz?” diye düşünmüşlerdir. Düşünülen bu farklı açılar da psikolojik ve sosyolojik yansımalara neden olup psikolog ve sosyologlar tarafından tartışmalara yol açmıştır. Şimdi kısaca sanrıyı da açıklayım: Diğer insanların inandığı şeyleri önemsemeden, söylenilen düşüncelerin hatalı olduğu kesin olsa bile değiştirilemeyen ve yanlış anlamlar çıkartmaya dayalı düşünceler sanrı olarak tanımlanır.

White 2 Cctv Camera Mounted on Black Post Under Clear Blue Sky

Truman Sendromu’nun, ben merkezci ve dış merkezci olmak üzere iki karaktere ayrıldığı savunulur. Ben merkezci Truman sanrısına sahip kişiler; herkesin kendisine hizmet ettiğini, her şeyi sadece kendilerinin halledeceğini yani dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünen kişilerdir.  Bu yüzden çıkarlar için her yol mubahtır anlayışı da hakim olur.

Dış merkezci Truman sanrısına sahip kişiler ise; dünyayı kapitalin yönettiği, tüm karışıklıkların onlara hizmet için özellikle yapıldığını ve insanların da gizlice yönetildiğini düşünürler.

Two Person Standing Under Lot of Bullet Cctv Camera

Truman Sendromu kontrol ile alakalı bir durum olduğu için ortaya çıkan bir mevzudur. Hayatımızın her döneminde kontrol bizim için anlam taşır. Özellikle başkaları tarafından kontrol edilmek hoşumuza gitmez. İşte kişiler de düşüncelerinin kontrol edildiğini düşünerek belirtilen sendromu yaşarlar ve eğer kontrol altına alınamazsa dönüşü olmayan zararlı yollara kadar gidip hayatı mahvedebilir. Belki de ilerleyen yıllarda böyle düşünen ve bu şekilde yaşamaya alışıp devam eden insanların sayısında artış meydana gelecek. Çünkü yaşadığımız dünya ve çevremiz bizi bu düşüncelere itecek güçte. Tabi bunda ülkelerin sosyal bir devlet olup olmaması da bir etken. Eğer bir toplumda kişilere göre ayrıcalık varsa, yöneticilere ayrıcalıklı haklar tanınıyorsa Truman Sendromu’nun yayılması muhtemel bir durumdur. Az gelişmiş ülkelerde görülen gelir dağılımındaki eşitsizlikler bu sendrom için oldukça uygun koşullar haline gelebilir.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle.