Türkiye’de Mühendis Olmak

Geçmiş verilere dayanarak geçen sene Türkiye’ de yaklaşık olarak 92 bin mühendis mezun olmuş durumda. Bu sayının fazlalığı biraz bizleri korkutabilir çünkü bu kadar fazla mezun olması bizler için dezavantajdır ve rakiplerimiz çok fazla diye düşünürüz. Oysaki teknoloji ve ekonomik olarak gelişmiş ve atak yaparak ön plana çıkan ülkelerde mezun mühendis sayısı daha fazladır. Yaklaşık bizim iki katımız değerinde mezun veriyorlar.

Dikkat edilmesi gereken nokta mezun sayısından çok verilen eğitimin kalitesi ve bunun ardından çalışma şartları. Çok iyi mühendisler yetiştiren okullarımızın olmasının yanında sırf okusunlar mezun olup iş hayatlarında kendileri öğrensinler bakış açısı var. Hatta biraz sektöre dair bilginiz varsa maalesef ki bazı hocalarınızın sizleri derslerde oyaladığını bile fark edebilirsiniz.

Okuması ayrı bir sorun, okul sonrası iş hayatı ayrı bir sorun oluşturarak sürekli bu streslere maruz kalmak mesleğe olan hevesimizi de kırar ve zaman zaman pes ederek başarısızlığa istemeden kendimizi iteriz. Bu sorunlarımızı çözmek için okul ve sektör iş birliğine gerçekten ihtiyacımız var.

Bizlerin edeceği mücadeleden önce sektör okul entegresi iyi bir şekilde yapılır, sistemi iyileştirme adına adımlar atılırsa bizim mücadelesini verdiğimiz işler; kendimizi önce sıradan mühendis kademesine getirip daha sonrasında ise kabuğumuzu kırıp sıradanlık statüsünden çıkmak için mücadele girişimine iteriz. Ne yazık ki hala sıradan mühendisler olabilme kademesine geçmeye çalışmaktan teknolojimizi, üretimimizi ve yaşam standartlarımızı yükseltemez durumdayız. Artık bizlerin ilerleyebilmesi için önce eğitim aldığımız yerler iyileştirilmeli ardından bizler atağa geçip sistemin girdisini maksimum verimle tamamlayıp iyileştirme için yollar oluşturmalıyız.

Biz mühendis adayları ve mühendislerin görmek istediği en önemli olgu sistemin iyileştirilmesi ve geliştirilebilmesi için şartların buna müsait ve kabul edebilirliği olmakta. Onun dışındaki isteklerimiz bir şekilde aşılır diye düşünüyoruz.

Mezun olduktan sonra şaşkın bir evremiz olur ki bu da tecrübesizliğimizden kaynaklı doğal bir duygu evresidir. Bizler bu evrede işsiz kalacağız korkusuyla ilgimiz, alakamız ve geliştirebileceğimiz alanlar dışına çıkıp, sırf günü kurtarabilmek adına bir yerlere kendimizi tutundurmaya çalışırız.

Zamanımızı iyi değerlendirip yapmayı istediğimiz işlere atılmak biraz cesareti ve fedakarlığı yapabilecek aynı zamanda kaybetme korkusu olmayanların attığı bir adım olmakta. Onun dışındaki kişilerin pek oralı olmadığı bir olay.

Ne kadar da zor değil mi, çalışmak istemediğimiz alanlarda çalışmamız!

Biz bu problemlerimizi artık aşıp asıl odağımızı ihracat yapabilmeye, üretime katkı sağlayabilmeyi ve nitelikli işler yapabilmeye adamalıyız. Zamanımızı yeterince bizi geliştirmeyecek şeylere harcamak bizleri aşağı çekmeye devam edecek. Artık bu sorunların farkına varıp, sistemi iyileştirip ardından sahaların bizlere bırakılması düşüncesindeyiz.

Ülkesine, milletine ve toprağına aşık bu insanları beyin göçüne itmeyecek yapıların oluşturulması için herkesin elini taşın altına koyması ve refahımızı yükseltmek için mücadele etmesi gerekmektedir.

Birey olarak yapabileceklerimiz sınırlıyken birlikte olmak ve birlikte çalışmak bizlerin umudu olacak, kabuğumuzdan çıkacağız.

Daha güçlü ve şartların iyileştirildiği yarınlara…