Yol Senin Yolun

Sizlerle bu yazımda biraz dertleşmek istiyorum. Yaşamım boyunca direnip savaştığım konu sanırım biraz isyan noktasına getirdi. Nedir o konu diyecek olursak öz varlığımızı, sınırlarımız isteyerek istemeyerek insanların aşması. Her insanın bir yolu vardır ve size değer veren insanlar ya da benzer yollardan geçen kişilerin size birçok şey söylediğine şahit oluruz. Ya o konuda bir deneyimi vardır yada sonunda hata yapmanızdan çekinirler. Fakat sizce bunları yaparlarken iyilik mi yapmış oluyorlar? Benzer yollardan geçebilir bir kişi ama ne yolu geçen nede yolda karşısına çıkacakları aynıdır. Eğer benzer sonuçlarla sonuçlanmış olursa durum ben sana demiştim diye belirirler. Hayır arkadaşlar yol bizim yolumuz bir hata yapacaksak evet ben seçtim ben denedim ve pişman değilim demeyi bilip o yoldan dersler almalıyız. Edison 99 denemeden sonra ampulü bulma denemelerinden vazgeçti mi? Hocası ” Bakın hanımefendi ! Çocuğunuz derslerinde çok başarısız. Algılaması zayıf! Nasıl söylesem ? İşin kötüsü, hiçbir şey öğrenemeyecek kadar aptal! Çocuğu okuldan aldırırsanız, isabetli bir karar vermiş olacaksınız.” dedikten sonra bilimle uğraşmaktan vazgeçip kaderine boyun mu eğdi?

Negatif sözler ve korkular zehirli sarmaşık gibidir enerjiniz çeker kaderinizin önünde duvarlar örer. Önerilerde bulunan kişiler size değer veriyor ya da çeşitli deneyimlerde bulunmuş olabilirler. Fakat unutmayın ki onlarda insan ve onlarda kendi hatalarından elde ettikleri deneyimlerle, kendilerine özel hayatlar yaşıyorlar. 60 yaşına geldiğimizde deneyimlemediğiniz inandığınız şeylerin arkasından gitmediğiniz zaman hayatı dolu dolu yaşadım hiçbir pişmanlığım yok mu diyeceksiniz? Biliyoruz ki hayatta öyle yada böyle düşe kalka yol alacağız. Ama sizin öğrenmenize engel olmaya çalışan vazgeç diyen kişilere ”DUR” demeyi bilmeliyiz. Bu benim hayatım ve deneyimlemeliyim. Sen bunları tecrübe etmiş olabilirsin ama o kişi ben değilim diye inandığımız şeyden vazgeçmemeliyiz. Körü körüne gidin ateşe atlayın demiyorum tecrübelerini dinleyip yolda size yardım edeceği kadarını alıp o torbanın kalan kısmana yeni tecrübeler koymalıyız. Yoldan korkmak yerine cesur olmayı tercih ediyorum. ”kimse yapamadı, yapamaz.. ” cümleleri ile savaştım ve savaşmaya devam edeceğim ve bu cümlelerin karşında direnç göstereceğim. Savunduğum bu inançtan dolayı çoğu kişi tarafından zor diye tanımlayacaklar lakin siz inancınızın arkasında durup böyle bir dünya daha varı gösterin. Değişimin aynı yollarda yürüyerek olmayacağını hatırlatın ve herkes sadece kendi yolunu arar. 🙂 

Sözlerimi Kemal Sayar’ ın kalemi ile sonlandırmak istiyorum.

Olmak cesareti, insanın maske takmadan, “mış gibi” yapmadan, kendi çıplak varoluşuyla, nerede durduğunu, nereye ait olduğunu, nasıl bir dünya tasavvur ettiğini, hiç gizlemeden, utanıp sıkılmadan gösterebilmesi demektir! Korkmadan “Hayır!” diyebilmek, boyun eğmeden dik durabilmek, tahakküme karşı durma cesaretidir.

Bize kendi aklını vasi tayin etmek isteyenlere karşı “Hayır, ben kendi aklımla mesudum, senin aklına ihtiyaç duymuyorum!” diyebilmektir.

Hakikat ve hakikilik, cesaret istiyor.

Kemal Sayar, zamanın ötesine konuştuğu yazılarıyla bize bunu hatırlatıyor.

Bir kaygı döneminden geçiyoruz, ama etrafımızda olan bitenleri, kendi içimizde olan bitenleri dikkatle izliyoruz. Böylesi dönemlerde kendi içimizdeki boşluktan aşağı bakabilmek nasıl da önem kazanıyor! Milletçe, “olmak” cesaretini göstermemiz gerekiyor.

İnsanı çaresizleştiren ve edilgenleştiren ‘kurulu düzen’e karşı olmak cesaretini gösterebilelim orada ne olduğunu, bizi biz yapan, bi­zi bek­le­yen şeyin ne ol­du­ğu­nu ancak o zaman göreceğiz…