Zamanı Yakalamak İçin 3 Dakika

“Kendisiyle mücadele eden insan en değerli insandır.” Benim mücadelem bazen okuyarak bazen yazarak olacak…

Zamanı yakalamak için bu yazıyı okumanızı, üç dakikanızı istiyorum. Başarınızı, huzurunuzu ve hatta insan ilişkilerinizin toparlanması için sadece 3 dakika… Düşünelim. Hem kendim için hem sizin için sadece bunu istiyorum. Şu an bunu okurken aslında aklımızda ne var?

Bir iş yaparken mesela kitap okurken sayfayı bitirip yeniden okuduğumuz oluyordur. Yemek yaparken hızımızı alamayıp bir şeyleri fazla eklediğimiz, hatta bir şeye bakarken onu görmediğimiz zamanlar… Hepimizin yaşadığı olağan durumlar değil mi? Eğer bu durumları veya benzerlerini sıkça yaşıyorsak DURALIM. Bence duralım. Çünkü aklımızda olan şey asıl yapmamız gereken şeydir. Önce ondan kurtulalım. Uzun soluklu bir mevzuysa en azından bir adım atalım.  Durup düşünelim.

Karar verebilmeliyiz. Okuyabiliyorsak yazabiliyorsak bu yeteneğe kesinlikle sahibiz demektir. Kararımızın bizce doğruluğuna inanıp “tamamdır” diyebilelim. Düşünüp karar verebilelim. En kritik eşiğe ulaşmış oluyoruz burada. Aslında hepimizin ulaşabildiği ama birçoğumuzun uygulayamadığı aşama… Tam da burada harekete geçmek gerekir.  Kararlarımızın arkasında sapa sağlam durabilmemiz gerekir. Eğer başarabilirsek tam burada birçok şey düzene girmiş olacaktır. En büyük hatamız ise ERTELEMEK. Düşünüyoruz, yapmak istediğimiz çok güzel işler var ama harekete geçemiyoruz. Uygulayamıyoruz. Çünkü ERTELİYORUZ. Önce kendimize hayır diye fısıldayabilmeliyiz. Mesela örnek verelim: bir proje için iki gün vaktimiz var. Buna şu an başlamazsak, ikinci günü sonunda bu projeyi istediğimiz başarıda tamamlamış olacak mıyız? Bunun cevabını biliyoruz ve bu cevap ne yazık ki evet değil… İkinci günün sonuna gelene kadar ki işlerimizi, planlarımızı yerinde yapabiliyor muyuz? Biz orada olabiliyor muyuz? Sadece projemizi, yapacağımız birkaç günlük işleri değil bir nevi hayatımızı erteliyoruz. Kendimizi yapabileceklerimizin daha azıyla yetinmeye alıştırıyoruz. Olumsuz bir durumla karşılaştığımızda bir yerden başlamamız gerektiğini fark ediyoruz.

Yaşıyor muyuz gerçekten? Aklımızda yapmamız gerekenle yemek yiyoruz, arkadaşlarımızla oturuyoruz veya yetiştirmemiz gereken ertelediğimiz başka bir ödevimizi yapmaya çalışıyoruz. Tabii bu arada diğer işlerimiz aksıyor ertelenmiş oluyor. VERİMSİZ YAŞIYORUZ. Yaşadığımızı sanıyoruz biz. Harekete geçmemiz için en büyük engel kendimiziz. Başarabilmemiz için en büyük en büyük engel biziz. Zamanımızı öldüren sevdiklerimizden çalan biziz.

Erteledikçe en büyük kaybımız en değerlimiz olan zamandır. 2 Mayıs 2018 saat 02.07’yi bir daha asla yaşayamayacağız. O anda bulunamayacağız. Ne bir daha tarih 2 Mayıs 2018 olacak ne de bir sonraki senedeki 2 Mayıs’ta siz aynı siz olacaksınız… Öyle bir ertelemeyelim ki o anın farkında olalım gerçekten yaşayabilelim. Zamanla bütünleşelim. En küçük zerremize kadar zamanı hissedebilelim. Anı sevebilelim… Bu bize huzuru, sorumluluk bilincini ve başarıyı getirecektir. Sosyal ilişkilerimiz daha iyi hale gelecek, istediklerimize daha kolay ulaşabilecek ve belki de daha rahat düşünebileceğiz. Her şeyden önce yaptığımız işleri en iyi performansımızla yapmış olacağız. Çünkü sadece o an sadece o işi yapmış olacağız. Yaptığımız işe kendimizi tam anlamıyla verebileceğiz… Aklımız dolu olduğu için sorumluluklarımız sıkışmayacak, yaşamış olacağız.

Harekete geçmediğimiz o an, yapmamız gereken projeyi yaptığımız son ana kadar ne kadar çok şeye mal olduğunu fark edelim. Zamanın kıymetini anlayabildik mi? Biliyoruz ki asla tekrar etmeyecek bu an. Fark edelim. Duralım, düşünelim, karar verip harekete geçelim. Ertelediğiniz her anda bu yazıyla aklınıza gelmek isterim. Güzel günler dilerim…